Yaban Romanının Analiz Formu

Yaban Romanının Analiz Formu

DIŞ YAPI

Kitap adı: Yaban

Yazar adı: Yakup Kadri Karaosmanoğlu

Türü: Roman

Yayınevi: İletişim Yayınları

Boyutları:

Sayfa sayısı: 221

İÇ YAPI

Yazarın Hayatı: Yirminci yüzyıl edebiyatının büyük romancısı 27 Mart 1889’da Kahire’ de doğdu. Ortaokul ikinci sınıfa kadar Manisa’da okudu. 1903’te İzmir Lisesi’ne girdi. Sonra ailesiyle Mısır’a giderek Fransız Koleji’ne devam etti(1906-1908).Sonra İstanbul’a gelerek Fecr-i Ati Topluluğu’na katıldı. Kurtuluş Savaşı yıllarında Anadolu’ya geçti. Aylık fikir dergisi “Kadro”yu çıkardı. Sırasıyla Tiran, Prag, Lahey ve Bern elçiliklerinde bulundu. Emekliye ayrılınca verimli bir yazı hayatına başladı. Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinde bulundu (1961-1965). Yazarlığını sürdürürken 13 Aralık 1974’te Ankara’da öldü.

Özet:

Romanın kahramanı Ahmet Celal’dir. Çanakkale’de savaşta bir kolunu kaybetmiş ve savaştan gazi olarak kurtulmuştur. Ama savaş sonrası yapayalnız kalmıştır. Bunlara bir de İstanbul’un işgali eklenince, hizmet eri olan Mehmet Ali’nin köyüne gitmeye karar verir. İstanbul’un işgali sonrasinda gerçekleşen olayları takip ederek, köylülere durumun önemini ve ciddiyetini anlatmaya çalışır. Ancak köylüler Salih Ağa’ya çok bağlıdır ve onun etkisinde kalarak Ahmet Celal’i ciddiye almazlar. Bu nedenle Ahmet Celal, köyde aradığı ilgiyi ve yakınlığı bulamaz.

Olaylar Ahmet Celal’in cephesinden böyle görünürken, köylüler için daha farklıdır. Onlar savaşın ciddiyetini anlayamamıştır. Onlara göre Ahmet Celal bir yabandır. Onların dünyasından uzak biridir. Zaten ilk bakışta konuşması, davranışları, giyimi, düşünceleri ve olaylara yaklaşımı köylülerden çok farklıdır. Örneğin her gün traş olması, devamlı dişlerini fırçalaması, geceleri kitap okuması ve buna benzer davranışları köylülere garip gelmektedir. Bu nedenle, acılarını unutmak için geldiği bu köyde, olaylar umduğu gibi gelişmemiştir.

Ahmet Celal bir aydın konumundadır ve ilk defa Türk köylüsüyle karşılaşmıştır. Ancak köyde karşılaştığı manzara onu çok şaşırtmıştır. Öncelikle yoksulluk ve cahillik vardır. Bunların bir sonucu olarak da bazı insanların emellerine alet olmaktadırlar. Herkes Salih Ağa’nın etkisindedir. Onun her dediği yapılmaktadır. Hatta yıllarca emek verdiği hizmet eri Mehmet Ali bile gelişen bazı olaylarda subayı Ahmet Celal’e değil, Salih Ağa’ya inanmıştır.

Bütün bunlarla beraber, Ahmet Celal köyde yapayalnız da değildir. Mehmet Ali’nin annesi Zeynep Kadın ile kardeşi İsmail, Ahmet Celal’in güvendiği dostlarıdır. Olayların böyle gelişmesi Ahmet Celal’i kaçınılmaz bir bunalıma sürükler. Bir gün rahatlayıp sıkıntılarını unutmak için dolaşmaya çıkar ve komşu köyün kızı Emine’ye aşık olur. Ancak İsmail Emine’yi Ahmet Celal’in elinden alınca Ahmet Celal iyice umutsuzluğa sürüklenir.

Ahmet Celal, Kurtuluş Savaşı’nın önemini köylüye anlatmaya devam eder; ancak köylüler başkalarının etkisindedir ve ona inanmamaya devam ederler. Bunları bir aydın gözüyle görüp yorumlayan Ahmet Celal, aydın ile cahil arasındaki uçurumu farkeder. Anadolu halkının asırlar boyunca ne kadar ihmal edildiğini kendi gözleriyle görür. Tabii bütün gözlemlerini anı defterine yazmayı da ihmal etmez.

Köyde bu olaylar olurken, Kurtuluş Savaşı da iyiden iyiye alevlenmiş ve köylüler Ahmet Celal’in anlatmaya çalıştığı gerçekleri yaşamak zorunda kalmıştır. Yunanlılar onların köyünü de basmıştır. Köylüler dereye kaçarak gizlenmeye çalışmıştır. Ancak düşman onları yakalar ve köy meydanına getirir. Ahmet Celal, bir anlık kargaşadan yararlanıp Emine’nin elini tutar ve ikisi koşmaya başlarlar. Düşman arkalarından ateş açar ve onları yaralar. Ayrıca tüm köy halkı düşman tarafından öldürülür. Köyün mezarlığına kadar ancak gelirler. Orada sabaha kadar bekleyip sonra yola çıkmaya karar verirler; ancak Emine’nin yarası ağırdır ve devam edemez. Ahmet Celal anı defterini Emine’ye verir ve herşeyini bırakarak yeni ve bilinmeyen bir hayata adım atar.

Kitaptaki başlıca kişiler: Ahmet Celal, Salih Ağa , Mehmet Ali, Bekir Çavuş, Emine, Şeyh Yusuf.

Roman hakkında bilgi: Roman yaşanmış ya da yaşanabilir olayların yer, zaman, çevre ve insan unsurlarına dayandırılarak geniş bir bakış açısıyla anlatılmasıdır.

Edebiyatımızla Tanzimat’tan sonra tanıştı. İlk roman örneği ünlü Fransız yazarı Fenelon’un Telemak adlı romanının dilimize çevrilmesidir.

Anafikir: Anadolu insanının ihmal edilmemesi ve onlara daha fazla imkan sağlayıp cahilliklerinin önlenmesi gereğidir.

Kitap hakkındaki düşüncelerim: Eser çok sade ve akıcı bir dille anlatılmıştır. İnsanı sıkmaz ve sürükleyicidir.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir