TEKKE EDEBİYATI (TÜRK TASAVVUF EDEBİYATI )

TEKKE EDEBİYATI (TÜRK TASAVVUF EDEBİYATI )

Türkler,Müslümanlığı kabul ettikten sonra,eski dinlerini büsbütün unutmadılar.Eski dinleriyle yeni inançlarını bağdaştırmak yoluna gittiler.Tanrıyı sevmek yoluyla anlamak,ona ulaşmak,böylelikle dünyada mutlu olmak yollarını aradılar.Bunun için tasavvuf denilen din felsefesini benimsediler.Bu düşünüşü anlatan eserler meydana getirdiler.
Tasavvuf Felsefesi:Tanrının maiyetinden,kainatın oluşundan bahseden bir din felsefesidir.Geniş ve felsevi anlamda tasavvufa “İslam mistisizmi”de denir.Bu felsefi sisteme Vahdet-i Vücut nazariyesi denir.
Bu felsevi sisteme göre kainatta tek bir varlık vardır.”Vücut-ı Mutlak” (tek varlık)aynı zamanda “Hüsn-ü Mutlak”
“Cemal-i Mutlak” ve “Kemal-i Mutlak”tır. Vücut-ı Mutlak yani Tanrı ; varlık,iyilik ,güzellik gibi niteliklere sahiptir.
Buna karşılık insanda yokluk,kötülük,çirkinlik gibi nitelikler vardır.
Tasavvuf felsefesine göre her şey zıddıyla gelişir.Varlığın zıddı “Adem” yani yokluktur.Adem geçici bir hayalden
ibarettir ve tecelliye vasıtadır.Tanrı bir gün kendi güzelliğini görmek ister ve adem denilen yokluk aynasının karşısına geçer ve kainat (evren) biçiminde “tecelli” eder.Yani kün (ol) demiş varlıklar tecelli etmiştir.Feyekün (olma) dediği zaman her şey kaybolacaktır.Kainatta gördüğümüz tüm varlıklar Tanrının adem denilen yokluk aynasındaki bir tecellisinden (görüntüsünden)ibarettir.
İnsan kendindeki yokluk,kötülük ve çirkinlik gibi olumsuz nitelikleri bırakıp Tanrının varlık,iyilik ,güzellik gibi
niteliklerine sahip olmak,benliği öldürmek,nefse hakim olmak,masivadan vazgeçmek (Tanrıdan başka şeylerden
ilişiğini kesmsk) suretiyle “Enel-Hak” (Ben Tanrıyım) diyebilir ve böylece Tasavvufta en yüksek mertebe olan
“Fenafillah” mertebesine ulaşabilir.
Tasavvufta Tanrı yolunda yürüyenlere mürid,onlara yol gösterenlere mürşid,pir,şeyh gibi adlar verilir.
Mutasavvuflara göre kainatta tek bir varlık vardır. O da Tanrıdır.Ondan başka bir varlık yoktur.Bu nokta
Tasavvufu büyük dinlerdeki anlayıştan ayırır.Çünkü dinler biri yaratan (Tanrı),diğerğ yaratılan (Canlılar ve cansızlar) olmak üzere iki varlık olarak kabul etmişlerdir.Oysa Tasavvuf bu görüşe karşı “Allahtan özge varlık yoktur” görüşü ile karşı çıkar.
Tanrının varlığının ve güzelliğinin en tam şekli evrenin bir parçası olan insanda görülmektedir.Bu bakımdan insan, evrendeki hayallerden biri,canlıların en şereflisi,en mükemmelidir.Damlanın denize katılması gibi Tanrı’ya dönmek yeteneğine sahiptir.Tasavvuf daki bu düşünceyi Yunus Emre’nin dizeleri oldukça güzel anlatır:
“Allahı ararsan gönlünde ara;
Mekke’de, Kudüs’te, Hac’da değildir.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir