Şıpsevdi Romanının Özeti

SPONSORLU BAĞLANTILAR

KİTAP İNCELEME VE TANITMA PLANI

Eserin adı : Şıpsevdi
Yazarı : Hüseyin Rahmi Gürpınar
Çevireni : Kemal Bek
Boyutu : 19cm. x 12cm.
Sayfa sayısı: 445
Basıldığı yer, baskı tarihi ve yayınevi: İstanbul 1995 Özgür Kitapevi
Kaçıncı baskı olduğu: 8. Baskı

1. YAZAR:

1864 yılında İstanbul’da doğmuştur. Hünkar yaverlerinden Sait Paşa’nın oğludur. Annesi, kendisi küçük yaşlarda iken öldüğü, babası da görevle taşralarda dolaştığı için çoğunlukla akrabalarının yanında ve onların kadınları arasında büyüdü. Bir süre Aksaray’ın o zamanların ünlü bir okulu olan Mahmudiye Rüştiyesi’nde okuyan Hüseyin Rahmi. Bu okulu bitirdikten sonra Mülkiye mektebine girdi. Mahmudiye Rüştiyesi’nde iken özel öğretmenlerden aldığı derslerle Fransızcasını ilerleterek bu edebiyatın başlıca ürünlerini kaynağından okumaya başladı. Mülkiyedeki öğrenimini sağlık durumu nedeniyle tamamlayamadı. Buradan ayrılıp kısa bir süre Adliyede daha sonra Nafia Nezareti tercüme kaleminde memur olarak çalıştı. İkinci Ticaret Mahkemesi’nden üye adayı olarak da görev aldı. Fakat bu sıralarda, ilk romanlarıyla, oldukça geniş bir ün sağlamış bulunuyordu. Bundan dolayı, memurluğu bırakarak, hayatını kalemiyle kazanmaya yöneldi. 1908’de Meşrutiyetten sonra kendisine önemli devlet görevleri teklif ettilerse de kabul etmeyip yazarlığını sürdürdü. 1909’da birkaç arkadaşı İle “Boşboğaz” adlı bir mizah dergisi kurdu. Fakat uzun sürmedi. Hayatının ikinci döneminde Heybeliada’ya yerleşen Hüseyin Rahmi, kalan ömrünü hep orada geçirerek, yazılarını da oradan göndermek ve pek seyrek olarak İstanbul’a inmekle yetindi. 1925 yılında natüralist yapıdaki eserlerinden biri olan “Ben Deli miyim ?” adlı romanı yüzünden mahkemeye verildi. Eser aşırı müstehcen bulunmuştu. Fakat yazar mahkemede kendi davasını bizzat kendisi savunarak romanının müstehcen olmadığını, bunun sadece natüralist bir karakter taşıdığını ispatlayarak beraat etti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin beşinci ve altıncı dönemlerinde milletvekilliğine seçilen Gürpınar, sekiz yıl kadar bu görevde kaldı. Ömrünün son günlerine kadar Heybeliada’daki köşkünde vaktini okuyup yazmakla ve devamlı eser vermekle geçirdi. 1944 yılı başlarında burada öldü. Mezarı, yaşamının ikinci yarısını içinde geçirdiği köşkünün yakınlarındadır.

Başlıca eserleri: Şık, İffet, Metres, Cehennemlik, Şıpsevdi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç, Gulyabani, Cadı, Hakka Sığındık, Toraman, Son Arzu, Efsuncu Baba, Muhabbet Tılsımı, Ben Deli miyim ?, Tutuşmuş Gönüller, Nimetşinas, Kokotlar Mektebi, Mezarından Kalkan Şehit, Hayattan Sahifeler, Eşkıya İninde, Kaynanam Nasıl Kudurdu ?, Utanmaz Adam, Deli Filozof, Namusla Açlık Meselesi, İki Hödüğün Seyahati, Tünelden İlk Çıkış, Tokuşan Kafalar, Hazan Bülbülü.

2.ESER:

a) Türü: Roman
b) Teması: Batılılaşma
c) Eserin yazılmasındaki amaç: Toplumda eksikleri olan kişilerin davranışlarını ortaya koymak.
Eser bu amaca ulaşabilmiş mi ?: Eser amacına ulaşmıştır.

KİTABIN KONUSU: Paris`ten döndükten sonraki hayata bakış açısı değişmiş, batının hayat tarzına özenmiş ve gözünü para hırsı bürümüş olan Meftun ve ailesi içinde meydana gelen olaylar anlatılmaktadır.

KİTABIN ANA FİKRİ: Batıdan etkilenmemeli ve kendi örf, adet, gelenek ve göreneklerimize sahip çıkmalıyız. Ayrıca para hırsı yüzünden kimseyi kandırmamalı ve sadece parayla mutluluğun olmayacağını bilmeliyiz.

KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Meftun: Alafrangalığın aşırı etkisinde kalmış. Bu konudaki bilgileri de hep kitaplardan kaynaklanıyor. Taklitçi ve sahte fikirlere sahip. Parayı çok seviyor. Onu ilk önce züppe, batıyı her davranışına kaynak yapmış bir kişi olarak tanıyoruz. Sonra para hırsı onu sahtekar, bencil bir kişiliğe sokuyor. Sonunda yenilince de kaçıyor.
Raci: Ağabeyi gibi alafrangalığa meraklı değil. Dürüst bir kişi çıkarcı değil. Türk görgü ve ahlak kurallarına bağlı.
Şeküre Hanım: Yaşı ellinin üstünde, çok konuşkan, dalgın dedikoducu, Meftun`un hareketlerine kızan ve arkasından atıp tutan bir kişi.
Lebibe: Hassaslığı nedeniyle suçlamalara dayanamayan duygusal ve çekingen biri.
Rabia: Başlangıçta asi, terbiyeden yoksun görgüsüz bir kişi olarak görünüyor. Sonra duygusal, çabuk kapılan, kararsız, zavallı biri olarak beliriyor. Romanın sonunda ise karamsar, içine kapanık bir kişiliğe bürünüyor.
Edibe: Kendisine söylenen herşeye inanan bir kişi. Duygularını açığa çıkarmak istemiyor. Çekingen ve kendisini küçük görüyor.
Vesile Hanım: Dedikoducu, çocuklarını ve kendisini yaz, kış besledikleri halde Lütfiye Hanım`I kıskanıyor. Menfaatkar bir insan.
Lütfiye Hanım: Oğlu Meftun`un isteklerine pek ayak uydurmasa bile yine de onunla övünen, ailenin bütün kadınları gibi dedikoducu, meraklı bir kişi.
Mahir: Aslında dürüst bir kişi. Ama kolay kanan, zayıf bir kişiliği olan, duygularına hakim olamayan bir kimse.
Azize Hanım: Dedikoducu, cahil bir kadın. Aklına gelen herşeyi sonunu düşünmeden söylüyor.
Kasım Efendi: Cimri, kuralcı bir adam. Katı tavırları var. Herşeyden çok paraya önem veriyor. Para sevgisi, aile arası duygularını da yok etmiş.

-KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER: Kitaptaki olaylar karışık olduğundan anlaşılması zor bir kitap; fakat alafrangalıktantan bahsedilmiş ve onun neden olduğu aile kavgaları, geçimsizlikler çok iyi anlatılmıştır.

3.PLAN:

Eserin serim bölümünde olaya bir giriş ve bazı olaylar hakkında bilgi verilmiştir. Düğüm bölümünde ise olaylar geniş bir bölümde anlatılmış ve ayrıntılar iyi bir şekilde verilmiştir. Çözüm bölümünde ise olayların sonuna yani sonuca ulaşılmıştır.

4. ESERİN ÖZETİ:

Meftun Bey adında alafrangaya düşkün bir adam vardır. Meftun Bey Fransa’da kalmış, kendini beğenmiş herşeyi bildiğini zanneden bir şıpsevdidir. Meftun Bey Fransa’da bir süre kaldıktan sonra memleketine geri döner. Memleketinde de fazla bir şey bilen olmadığı için kendini en üstte görür. Burada Fransa’da gördüğü alafrangalığı öğretmeğe çalışır. Fakat fazla bir şey bilmemektedir. İyi ve rahat bir hayat kurmaktadır ve bunun için uğraş göstermektedir. Fakat fazla parası yoktur ve paraya ihtiyacı vardır. Çünkü güzel bir hayat için para gereklidir. Karşı köşkün kızı olan Edibe’yi gözüne kestirir. Karşı köşk zengin bir ailedir ve Edibe’yi kendine uygun bulur. Evlenmek ister çünkü istediği hayatı kurabilecektir. Meftun Bey Lebibe adında bir kız kardeşine sahiptir. Kız kardeşi de Edibe’nin erkek kardeşi ile konuşmaktadır. Edibe ile evlenmek için, kardeşinin ve Edibe’nin kardeşinin buluşmalarını, konuşmalarını gözardı etmektedir. Eğer bunların konuşmasına, buluşmasına engel olursa, Edibe’nin erkek kardeşi Edibe’yi Meftun Bey’ e karşı soğutacaktı ve evlenemeyecekti. Bunun sonucunda da kurmak istediği hayat olmayacaktı.
Karşı köşkün oğlu Mahir Bey ile kız kardeşi Lebibe Hanımı evlendirdikten sonra Meftun Bey Mahir Bey’in kız kardeşi olan Edibe Hanım ile evlenir. Meftun Bey evlendikten sonra şıpsevdiliğe başlar. Kayınpederinin parasına sahip olmak ister. Kızıyla evlenmesinin amacı da parasıydı. Fakat kayınpederinin ölümünü beklemek zorundadır. Meftun Bey daha sonraları McFerlan adındaki kültürlü bir kadınla tanışır ve onu sevmeğe başlar. Bu sırada da Mahir Bey Madam’a gönlünü kaptırır. Madam McFerlan Fransız kültürünü almış, o zaman da erkeklerin gözdesi olan güzel bir kadındır. Meftun Bey parayı almak için kayınpederinin ölümünü bekleyemeyecek seviyeye gelir ve bir plan kurarak bunu elde etmeye çalışır.
Meftun Bey planında Madam McFerlan’ı Mahir Bey’e karşı koz olarak kullanacaktır ve böylece parayı elde etmiş olacaktı. Madam McFerlan Mahir Bey’e vaatlerde bulunarak babasının parasını getirmesini ister. Mahir Bey ise parayı getirdiğinde Madam ile Meftun Bey’in anlaştığını görür. Meftun Bey planının anlaşıldığını fark edince vakit kaybetmeden Fransa’ya kaçar. Mahir Bey de bu olaya üzülerek intihara başvurur ve kendini öldürür. İki yıl sonra Meftun Bey Fransa’dan bir mektup gönderir ve kayınpederinin ölümünü beklediğini yazar.

5.ÜSLUP:

a) Romanda devrik cümlelere sıklıkla rastlanmaktadır. Fakat cümleler uzun kurulmuştur.
b) Anlatım eserin konusunu çok uzatarak bir sonuca bağlamıştır.
c) —
d) Eserde yazıldığı çağı belirten özellikler vardır. Bunlar romandaki kelimelerin eski dilden
Kalması ve kahraman adlarının eski olmasıdır.

6.ESERİ ELEŞTİRME:

Eserde yabancı kelimeler olmasına rağmen dili sadedir ve anlaşılmaktadır. Fakat cümleler genellikle uzun kurulmuştur. Bu yüzden bazen anlam karmaşasına yo açabilmektedir. Konular ve olaylar uzatılarak dolambaçlı şekilde anlatılmıştır.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Ödev Ödev