Ses Bilgisi Nedir?


Ses Bilgisi Nedir?
SPONSORLU BAĞLANTILAR

SES BİLGİSİ

SES ve DİL SESİ

Genel anlamda kulağın duyabildiği titreşimlere ses denir. Ciğerlerden gelen havanın ses yolunda meydana getirdiği titreşime dil sesi denir. Dil sesleri, konuşma organlarının (ağız, burun, boğaz boşluğu ve soluk borusu) uyumlu çalışmasıyla, anlamlı kelimeler oluşturacak biçimde meydana gelir.

Ses, dilin en küçük birimidir. Kelimelerin söylenip yazılması ses değerlerine bağlıdır.

Sesler, anlam ayırt edici özelliğe de sahiptir:

ad/at, od/ot, sac/saç, hac/haç, hala/hâlâ, dahi/dâhi

HARF ve HARF SİSTEMİ (ALFABE)

Dildeki sesleri gösteren ve alfabeyi oluşturan işaretlere harf denir. Yani harf, sesin yazıdaki karşılığıdır.

Bir dildeki harflerin belirli bir sıraya dizilmiş bütününe alfabe denir. Alfabede bulunan harflerin dilin her sesini temsil edebilmesi önemlidir.

Türk alfabesi, Lâtin harfleri esas alınarak, 01.11.1928 gün ve 1353 sayılı kanunla tespit ve kabul edilmiştir. Bu kanuna göre, Türk alfabesinde 29 harf bulunmaktadır. Bunların 21 tanesi ünsüzleri, 8 tanesi de ünlüleri karşılar.

Lâtin alfabesindeki “q”, “x” ve “w” harfleri alınmamış; bu alfabeye “ğ”, “i”, “ş” sesleri eklenmiştir.

Türk alfabesi, her ses için ayrı bir harf ve her harf için ayrı bir ses ilkesine göre düzenlenmiştir. Buna göre dilimiz, yazıldığı gibi okunan, okunduğu gibi yazılan bir dildir.

SES-HARF İLİŞKİSİ

Harf ile ses terimlerini birbirinden ayırmak gerekir. Ses kulağa, harf ise göze hitap eder.

Önce ses vardı. Sonra yazının icat edilmesiyle sesler yazıda harflerle temsil edilmeye başladı.

Bir dilin sesleri farklı alfabelerle de yazıya aktarılabilir. Nitekim Türk dili sırayla Göktürk, Uygur, Arap, Lâtin ve Kiril alfabeleriyle yazılmıştır.

SESLERİN SINIFLANDIRILMASI

Bir dilde bulunan sesler, o dilin ses dağarcığını oluşturur. Türkçenin ses dağarcığını da 29 ses oluşturur. Bu sesler, “ünlüler” ve “ünsüzler” olmak üzere ikiye ayrılır. [1]

I. ÜNLÜLER

Ağzın açık durumunda (yani ses yolu açıkken), hiçbir engelle karşılaşmadan çıkan seslerdir.

Tek başlarına ve uzun ünlü gibi (iki ünlü değerinde) telâffuz edilirler.

Türkçede 8 tane ünlü vardır: aeıioöuü

A. ÜNLÜLERİN ÖZELLİKLERİ

Ünlüler şu şekilde sınıflandırılır:

Çıkış yerine ve dilin durumuna göre: kalın ve ince ünlüler
Ağzın açıklığına göre: geniş ve dar ünlüler
Dudakların durumuna göre: düz ve yuvarlak ünlüler

Kalın ünlüler, dilin geriye çekilmesiyle; ince ünlüler, dilin ileri doğru itilmesiyle oluşur. Dudaklar düz durumdayken çıkan ünlüler düz; büzülüp yuvarlaklaşmış durumdayken çıkan ünlüler de yuvarlak ünlüdür. Alt çenenin açık ve ağız boşluğunun geniş durumunda çıkan ünlüler geniş; alt çene az açık ve ağız boşluğu darken çıkan ünlüler de dar ünlüdür.

Bu sınıflandırmaya göre her ünlünün üç özelliği vardır.

Dudakların durumuna göre Düzler Yuvarlaklar
Ağzın açıklığına göre Genişler Darlar Genişler Darlar
Dilin durumuna göre Kalınlar a ı o u
İnceler e i ö ü

Buna göre hangi ünlünün hangi özelliğe sahip olduğuna tek tek bakalım:

a düz, geniş, kalın o yuvarlak, geniş, kalın
e düz, geniş, ince ö yuvarlak, geniş, ince
ı düz, dar, kalın u yuvarlak, dar, kalın
i düz, dar, ince ü yuvarlak, dar, ince

Ünlülerin bu özellikleri ünlü uyumlarında ve bazı ses olaylarında karşımıza çıkacaktır.

Ünlülerin kullanımıyla ilgili bazı kurallar:

„Türkçede iki ünlü yan yana bulunmaz. İki ünlünün yan yana olduğu kelimeler kesinlikle Türkçe değildir:

Saat, kanaat, şecaat, maarif, aile, kaide, mail, miat, dair, Siirt, buut (boyut), fiil…

„Kökeni Türkçe olan kelimelerde uzun ünlü yoktur. Uzun ünlü, Arapça ve Farsçadan dilimize giren kelimelerde vardır.

şair, numune, iman (şa:ir, numu:ne, i:man)

Ancak Türkçede uzun ünlü bulunmadığı için birçok yabancı kelimedeki uzun ünlüler Türkçede kısa telâffuz edilir.

beyaz, hiç, rahat…

Bazen bu kelimelere ünlüyle başlayan bir ek getirildiğinde uzunluk tekrar ortaya çıkar.

esas→esası, hayat→hayatı, kanun→kanunen… (esa:sı, haya:tı, kanu:nen)

Bazı örneklerde uzunluk ek getirildiğinde de ortaya çıkmaz.

beyaz→beyazı, can→canım…

Uzun ünlüler belli durumlar dışında gösterilmez.

Gösterilmeyenlere örn.: adalet, badem, beraber, şive, şube;
Gösterilenlere örn.: âdet, yâr, âlem, şûra, hâlâ…

Eski yazıdan çeviri yapılan bilimsel metinlerde uzun ünlüler özel işaretlerle gösterilebilir.

ā, ū

„Türkçede İngilizce by, gibi ünlü bulundurmayan kelime (kısaltmalar hariç) yoktur.

„Türkçe kelimelerde birinci heceden sonraki hecelerde o ve ö ünlüleri bulunmaz.

B. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES UYUMLARI

Ünlülerin düzlük-yuvarlaklık, kalınlık-incelik ve darlık-genişlik özellikleri iki ses uyumunda karşımıza çıkar:

1. Büyük ünlü uyumu
2. Küçük ünlü uyumu.

Şimdi bu kuralları inceleyelim:

1. BÜYÜK ÜNLÜ UYUMU

Kalınlık-incelik uyumu da denir.

Bu kurala göre Türkçe bir kelimenin ünlülerinin tamamı ya kalın ya da ince olmalıdır.

sevilmek, ince, denizden, kelebekler, göstermelik…;
satılık, kalın, oyun, uçurtma, aşağı, sorular…

Büyük ünlü uyumunda (küçük ünlü uyumunu hesaba katmazsak) hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:

a→ a, ı, o, u
e→ e, i, ö, ü
ı→ a, ı, o, u
i→ e, i, ö, ü
o→ a, ı, o, u
ö→ e, i, ö, ü
u→ a, ı, o, u
ü→ e, i, ö, ü

Küçük ünlü uyumunu hesaba katarsak hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:

a→ a, ı
e→ e, i
ı→ a, ı
i→ e, i
o→ a, u
ö→ e, ü
u→ a, u
ü→ e, ü

„Kalın ve ince ünlülerin bir arada olduğu kelimeler ya değişikliğe uğramış Türkçe kelimelerdir ya da yabancı kelimelerdir.

Değişikliğe uğramış Türkçe kelimeler:

şışman→şişman, ınanmak→inanmak, dakı→dahi, kanı→hani, alma→elma, ana→anne, karındaş→kardaş→kardeş, kangı→hangi…

Yabancı kelimeler:

kalem, cihan, insan, merhamet, afiyet, asayiş, meteoroloji,semantik…

Bazı yabancı kelimeler bu kurala uydurulmuştur.

divar→duvar, kalib→kalıp, brillante→pırlanta, suret→surat…

„Büyük ünlü uyumu kuralına uymayan (Türkçe ve yabancı) kelimelere getirilen ekler kelimenin son hecesine uyar:

annemiz, kardeşçe, veriyordu, elmalık, dünyanın, merhametli…

Ancak bazı yabancı kelimelerde, ünlüsü kalın olan son heceden sonra ince ünlü gelir. Bunun sebebi, kelime sonundaki ünsüzün ince oluşudur.

alkolü, emlâkçilik, hakikati, helâkimiz, kabulüm, saatte, sadakatten…

„Kelime kökleri bu kurala uyduğu gibi, kelimelere (Türkçe ve yabancı) getirilen ekler de kökün ünlüsüne göre belirlenerek çekimli ve türemiş bütün kelimeler bu kurala uydurulur.

yürü→yürüdüm, yürümek, yürüyen, yürüsün, yürüme…
oku→okusun, okuyalım, okuyucu, okuduk…

Ancak bu kurala uymayan ekler vardır:

-yor (şimdiki zaman eki) : geliyor, biliyor, istiyor, gizliyor…
-ken (zarf-fiil eki) : alırken, koşarken, bakarken… [2]
-leyin (isimden zarf yapan ek): sabahleyin, akşamleyin
-(İ)mtırak (sıfattan sıfat yapan ek): yeşilimtırak [3], mavimtırak, ekşimtırak…
-ki (ilgi zamiri ve sıfat yapan ek): onunki, yukarıdaki, akşamki…
-Taş (isimden isim yapan ek) : meslektaş, ülküdaş…
-gil (aile bildirir) : halamgil, dayımgil, baklagiller…

Ancak, bu eklerle yapılan bütün kelimeler büyük ünlü uyumuna aykırıdır denemez. Öyleyse bu eklerin ünlülerinin her zaman aynı özellikte (kalın veya ince) olduğunu, bu yüzden bazı kelimelerde uyuma girmediklerini söyleyebiliriz:

öğleyin, gelirken, sarımtırak, seninki, arkadaş, eniştemgil…

2. KÜÇÜK ÜNLÜ UYUMU

Düzlük-yuvarlaklık uyumu da denir.

Bu kurala göre bir kelime düz ünlü (a, e, ı, i) ile başlıyorsa sonraki ünlüler düz; yuvarlak ünlü (o, ö, u, ü) ile başlıyorsa sonraki ünlüler ya dar yuvarlak (u, ü) [4] ya da düz geniş (a, e) olmalıdır:

arkadaş, karanlık, kelime, merdiven, serilmek, ıslık, ılık, ırak, sıcaklık, incelik, iyi

kova, orak, oğlak, oğlan, gözlem, önem, uğrak, uygar, uğraşmak, üzer, üçer
okul, kuru, uygun, olumlu, bozulmuş, çocuk, oğul, okul, ölümlü, öküz, uğur, ululuk, üçüz, üzüm, süzgün…

„Küçük ünlü uyumunun büyük ünlü uyumundan bir farkı vardır:

Büyük ünlü uyumunda kelimedeki bütün ünlülerin kalınlık ve incelik bakımlarından uyuşmaları gerekli iken, küçük ünlü uyumunda her ünlü kendinden önceki ünlüye uymak zorundadır.

Meselâ, “kolaylık” örneğinde olduğu gibi “ı” ünlüsü kendinden önceki “a” ünlüsüne uyarken “a”dan önceki “o” ünlüsüne uymayabilir.

Bu özellik, yuvarlak ünlüden sonra düz-geniş ünlü geldiği zaman karşımıza çıkmaktadır:

ufaklık, uzaklık, olası, önemli, üzerinde…

„Büyük ünlü uyumunu hesaba katmazsak küçük ünlü uyumu kuralına göre hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:

a→ a, e, ı, i
e→ a, e, ı, i
ı→ a, e, ı, i
i→ a, e, ı, i
o→ a, e, u, ü
ö→ a, e, u, ü
u→ a, e, u, ü
ü→ a, e, u, ü

Büyük ünlü uyumunu hesaba katarsak küçük ünlü uyumu kuralına göre hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği şu şekilde gösterilebilir:

a→ a, ı
e→ e, i
ı→ a, ı
i→ e, i
o→ a, u
ö→ e, ü
u→ a, u
ü→ e, ü

Bu kurala uymayan yabancı kelimeler:

alkol, daktilo, mönü, akordeon, rötar, radyo, tiyatro, otobüs, televizyon, horoz, kamyon, siroz…

Ancak bazı alıntı kelimeler bu kurala uydurulmuştur:

müdir→müdür, mümkin→mümkün, müşkil→müşkül…

Bu kurala uymayan Türkçe kelimeler:

Avuç, avurt, kavurmak, kavuşmak, savurmak, kavun, karpuz, yağmur, çamur, tavuk, kabuk… [5]

-yor ve -ki ekleri de çoğu zaman bu kurala uymaz:

geliyor, onunki…

Küçük ünlü uyumuna aykırı kelimelere (Türkçe ve yabancı) getirilen ekler, kelimenin son ünlüsüne uyar:

Kavunu, yağmurluk, müminlik, müzikçi…

Sonuç

„Bu uyumlar Türkçenin ayırt edici özellikleridir. Yani bu kurallara uymayan kelimeler çoğunlukla Türkçe değildir. Ama bu kurallar uyan kelimelerin tümü Türkçedir de diyemeyiz. O hâlde bu kurallar sadece Türkçe kelimelerde aranmalıdır.

„Ayrıca bu kurallar en az iki heceli kelimelerde aranmalıdır. Tek heceli kelimelerle bitişik kelimelerde aranmaz. Bitişik kelimeyi oluşturan kelimeler ayrı ayrı incelenebilir; birbirleriyle uyumlu olup olmadıklarına bakılmaz.

anaerkil, ataerkil, babayiğit, pisboğaz, büyükbaş, küçükbaş (hayvan), camgöz, cingöz, paragöz, hoşbeş, yüzgöz (olmak), düztaban, Karagöz, karagöz (balığı), önayak (olmak), kafakol, tepegöz, tıknefes, günaydın, hanımeli, aslanpençesi, keçiboynuzu, yeşilbaş (ördek), dilberdudağı, tavukgöğsü, baştankara (kuş), düşeyazdım, gidedurun, çıkageldi, alabilirsin, alabildiğine (kalıplaşmış), bakıver, düşmeyegör, ölmeyegör, çöpçatan, günebakan, ordubozan, oyunbozan, yelkovan, yolkesen, akımtoplar, amperölçer, barışsever, basınçölçer, bilgisayar, sanatsever, yurtsever, vatansever karıncaezmez, kuşkonmaz, külyutmaz, varyemez

„Yabancı kelimeler bu kurallara uyabilir de uymayabilir de…

kalem, müzik, merasim; serbest, delil, fakat…

„Kelimelerin bu kurallara uyup uymadıklarına bakılırken kelimeler tek başlarına değerlendirilir. Ancak “de” bağlacı ve soru eki kendinden önceki kelimeye uyarlar:

“mi” soru eki: geleyim mi, okudun mu
“de” bağlacı: sen de, o da, aldı da, özledim de…

Ek-fiilin çekimi olan “ise” kelimesiyle “ile” edatı (hem edat hem bağlaç), bitişik yazıldıkları zaman ünlü uyumlarına girerler:

alır ise→alırsa, konu ile→konuyla…

„Türkçe kelimeler bu kuralların her ikisine birden uyarlar (değişikliğe uğramış olanlar hariç). Ama Türkçe olsun olmasın, bir kelime bu kuralların her ikisine de uymak zorunda değildir; birine uyup diğerine aykırı düşebilir. Bu yüzden bu ünlü uyum kuralları ayrı ayrı ele alınmalıdır.

kavun, mönü: BÜU var, KÜU yok
mezar, nazik: BÜU yok, KÜU var

„Büyük ve küçük ünlü uyumlarının ikisini de kapsayacak şekilde verilen aşağıdaki tabloda hangi ünlüden sonra hangisinin gelebileceği verilmiştir:

a→ a, ı
e→ e, i
ı→ ı, a
i→ i, e
o→ u, a
ö→ ü, e
u→ u, a
ü→ ü, e

C. ÜNLÜLERLE İLGİLİ SES OLAYLARI

1. ÜNLÜ DÜŞMESİ

İki heceli olup birinci hecesinde geniş (a, e, o, ö), ikinci hecesinde dar ünlü (ı, i, u, ü) bulunduran bazı Türkçe ve yabancı kelimelere ünlü ile başlayan veya tek ünlüden oluşan bir ek getirildiğinde kelimenin vurgusuz hâle gelen ikinci hecesindeki dar ünlünün düşmesine hece düşmesi denir. Buna orta hece düşmesi de denir:

ağız→ağzı, burun→burnu, koyun(bağır, döş)→koynuna, alın→alnı, oğul→oğlu, gönül→gönlüm, beniz,→benzi,
ömür→ömrüm, cürüm→cürmü, hüküm→hükmü, fikir→fikri…
ileri-le-mek→ilerlemek, koku-la-mak→koklamak,
kavuş-ak→kavşak, uyu→uyku, devir-→devril-…

Bazı durumlarda geniş ünlüler de düşebilir:

nerede→nerde, burada→burda, şurada→şurda…

Bazı Arapça kelimelere (isim) yardımcı fiil getirildiğinde de hece düşmesi görülür: [6]

kayıp→kaybolmak, emir→emretmek, keşif→keşfetmek, sabır→sabretmek…

gönülden gönüle, ağıza, buruna, babadan oğula örneklerindeki gibi ekte geniş ünlü varsa hece düşmesi olmayabilir.

oyunu, koyunu vb. hece düşmesi olmayan kelimelerdir.

Özel isimlerde hâliyle hece düşmesi olmaz:

Gönül’e, Ömür’ü…

2. ÜNLÜ TÜREMESİ

Ünlü türemesinin görüldüğü yerler:

„Sonunda, sırayla bir sürekli veya süreksiz ünsüzle bir sürekli ünsüz bulunan Arapça ve Farsça kelimelerde, son iki ünsüz arasında telâffuzu kolaylaştırmak için bir ünlü türetilir. Bu kelimelere ünlüyle başlayan ekler veya bitişik yazılacak şekilde yardımcı fiiller getirildiğinde türemiş olan ünlüler tekrar düşer. Her ikisi de ayrı ayrı ama birbirinden kaynaklanan ses olayıdır: ünlü türemesi, ünlü düşmesi.

emir ← emr keşif ← keşf
azil ← azl nakil ← nakl
hüküm ← hükm bahis ← bahs
fikir ← fikr nutuk ← nutk
sabır ← sabr şahıs ← şahs
şehir ← şehr ilim ← ilm
zehir ← zehr zikir ← zikr

„–cik küçültme ekinden önce:

dar→dar-a-cık, az→az-ı-cık, bir→bir-i-cik, genç→genc-e-cik

„Bazı yabancı kelimelerin başında:

ilimon, ıraf, Iramazan, İrecep, ıradıyo…

3. ÜNLÜ DARALMASI

Son sesi a veya e olan fiil kök ve gövdelerine, şimdiki zaman eki getirildiğinde kelime sonundaki sesli daralır. Bunun sebebi “y”nin daraltıcı etkisidir:

söyle-yor→söylüyor
anla-yor→anlıyor
yaşa-yor→yaşıyor

“de-” ve “ye-” fiil köklerine gelecek zaman, istek kipi, sıfat-fiil ve zarf-fiil eki getirildiğinde veya başka bir ek getirilip de araya –y– kaynaştırma harfi girdiğinde, bu sesler (a, e) daralarak ı, i, u, ü olur.

de-yor→diyor
de-e→diye
de-en→diyen
de-e-lim→diyelim
ye-en→yiyen
ye-ince→yiyince
ye-ecek→yiyecek

Not: deyince, deyip örneklerindeki e, yazıda korunur.
Not: ne-ye→niye kelimesinde de daralma vardır.

„Daralma olumsuzluk ekinin ünlüsü için de geçerlidir.

kork-ma-yor→korkmuyor,gel-me-yor→gelmiyor…

„Çok heceli kelimelerde sadece söyleyişte daralma vardır.

atlayarak (→atlıyarak), başlayan (→başlıyan), yaşayacak (→yaşıyacak), atlamayalım (→atlamıyalım), gelmeyen (→gelmiyen), gizleyeli (→gizliyeli)…

II. ÜNSÜZLER

Çıkış sırasında bir engele (ses yolunun kapanması veya açılması) takılan ve bu engel sayesinde şekil alan seslerdir.

Tek başlarına telâffuz edilemezler (özellikle süreksiz olanlar); kendilerinden sonra gelen “e” ünlüsü yardımıyla dile getirilirler:

b→be c→ce k→ke h→he

k ve h ünsüzleri “ka” ve “ha” şeklinde telâffuz edilirler ki bu yanlıştır. Bütün ünsüzler “e” ünlüsünün yardımıyla telâffuz edilmelidir.

Türkçede 21 tane ünsüz vardır: bcçdfgğhjklmnprsştvyz

Bunlardan g, k, l ve t seslerinin ince ve kalın olmak üzere ikişer şekilleri vardır, ama birer harfle karşılanırlar.

organ / yegâne, gani / ordugâh
kolum / alkolü, kurulumuz / kabulüm,
otlakçı / emlâkçilik,
katı / hakikati, yatta / saatte, surattan / sadakatten…

A. ÖZELLİKLERİ

Ünsüzler birkaç başlık altında sınıflandırılırlar. Bu sınıflandırmada verilen özellikler ve daha sonra bahsedilecek kurallar, ses uyumlarında ve olaylarında karşımıza çıkacaktır:

A. Ses tellerinin durumuna göre:

Türkçede ünsüzler, ses tellerinin titreşime uğrayıp uğramamsına göre sert (tonsuz) ve yumuşak (tonlu) ünlüler olmak üzere ikiye ayrılır:

1. Sert ünsüzler, ses telleri titreşmeden oluşurlar: ç, f, h, k, p, s, ş, t
2. Yumuşak ünsüzler, ses tellerinin titreşmesiyle oluşurlar: b, c, d, g, ğ, j, l, m, n, r, v, y, z

Sert ünsüzlerden bazılarının yumuşak karşılıları vardır ki bunlarla ilgili ses olayları daha sonra görülecektir: b-p, c-ç, d-t, g-k

B. Çıkaklarına göre:

Bir ünsüzün boğumlanma noktasına o ünsüzün çıkağı denir. Çıkak bakımından ünsüzler dörde ayrılır:

1. Dudak ünsüzleri b, f, m, p, v
2. Diş ünsüzleri c, ç, d, j, n, s, ş, t, z
3. Damak ünsüzleri g, ğ, k, l, r, y
4. Gırtlak ünsüzleri h

C. Ses yolunun durumuna göre:

Ünsüzlerin oluşumu sırasında ses yolu ya kapalıdır ya da dardır. Buna göre ünsüzler ikiye ayrılı:

1. Sürekli ünsüzler: Ses yolunun daralma durumunda oluşan ünsüzlerdir: f, ğ, h, j, l, m, n, r, s, ş, v, y, z
2. Süreksiz ünsüzler: Ses yolunun kapalı durumunda oluşan ünsüzlerdir: b, c, ç, d, g, k, p, t

Ünsüzlerle ilgili bazı kurallar:

1. Türkçede kelime başında iki ünsüz yan yana bulunmaz. Ancak “bre” ünlemi hariç.

tren, fren, plân, grup, trafik, klan, kral gibi kelimeler Türkçe değildir.

2. Türkçede “m(o)ğ(o)l c(a)f(e)r v(e) j(i)p ş(e)hn(a)z” ünsüzleriyle kelime başlamaz. Bu ünsüzlerle başlayan kelimeler ya Türkçe değildir, ya da Türkçe ise değişime uğramıştır. Hatta “l” ve “r” ile başlayan bazı yabancı kelimeler halk ağzında ünlü türetme yoluyla yerlileştirilmiş; “j” ile başlayan kelimeler de “c” ile telâffuz edilmiştir:

ilimon, ıraf, Iramazan, İrecep, ıradıyo…
candarma, capon, cartiyer…

3. Türkçede “b, c, d, g” ünsüzleriyle kelime bitmez. Ancak anlam farkını belirtmek için “at / ad, ot / od, saç / sac, ilce / ilçe” gibi kelimeler bu ünsüzlerle bitebilir. Burada c ve d sesleri anlam ayırt edici görev yüklenmişlerdir.

Hac, şad, yad gibi bazı kelimeler hariç yabancı kelimelerin son ünsüzleri de bu kurala uyularak sertleştirilmiştir.

sebeb→sebep, kitap→kitap, cild→cilt…

Bu gibi kelimeler ünlüyle başlayan ek aldıklarında sertleşen ünsüzler tekrar yumuşar.

sebep→sebebi, kitap→kitabı, etüt→etüdü, renk→rengi…

4. Türkçede her ünsüz tek harfle gösterilir. Bazı yabancı dillerde “ch, sch, sh” gibi birden fazla harfle karşılanan ünsüzler vardır.

5. “g, k, l ve t” seslerinin ince ve kalın olmak üzere ikişer şekilleri vardır, ama birer harfle karşılanırlar.

alkolü, emlâkçilik,hakikati, helâkimiz, kabulüm, saatte, sadakatten…

B. ÜNSÜZLERLE İLGİLİ SES OLAYLARI ve UYUMLARI

1. ÜNSÜZ UYUMU (BENZEŞMESİ)

Ünsüzlerin sertlik ve yumuşaklık özellikleri burada karşımıza çıkmaktadır. Kelimede yan yana gelen ünsüzlerin sertlik-yumuşaklık bakımından uygun olmalarına ünsüz uyumu (benzeşmesi) denir.

Sert ünsüzlerin bazılarının yumuşak (karşılık)ları (benzerleri) vardır. p, ç, t, k ünsüzlerinin yumuşak hâlleri b, c, d, g (ğ) ünsüzleridir. Ünsüz uyumunda sadece bu ünsüzlere bağlı olarak kurallar ortaya konacaktır.

Dilimizde bazı ünsüzler yan yana getirilemez, bu şekilde telâffuz edilemezler. Yabancı dillerden alınan kelimeler de telâffuza aykırı ise değiştirilir. Yani ünsüz uyumu Türkçe kelimelerde zaten var olduğu gibi yabancı kelimeler de bu uyuma sokulmaktadır.

Aşağıda verilen kelimelerde yan yana gelmeyecek ünsüzler yan yana verilmiştir. Doğrularını bulalım:

kitapdan, beşde, apdal, Apdullah…

Yumuşak ünsüzlerin yan yana gelmesinde bu bakımdan bir problem yoktur. Bu durum kelime kökünde/gövdesinde de köke getirilen eklerde de böyledir:

kalemler, defterde, adlar, ordu, uygun…

Ama sert ünsüzlerle yumuşak ünsüzler yan yana gelirken, yumuşak ve sert hâli bulunan (b/p, c/ç, d/t, g,ğ/k) ünsüzlerden hangisinin kullanılacağı, telâffuza bağlı olarak belirlenir. Bu, hem ünsüz uyumu, hem de ses olayı (ünsüz sertleşmesi) olarak değerlendirilir. Bu uyum, kelime kökünde ya vardır ya yoktur, ama getirilen ekler köke uydurulur:

Kökte:

aptal, eksik, nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih
gövde, iğde, dalga, kuzgun, abdal

Ekte:

1. Ünsüz uyumu olarak: Yumuşak ünsüzle biten kelimelere b, c, d, g ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirildiğinde ekin bu ilk ünsüzü yumuşak olarak kalır:

kardeş, sürgün, yaygı, kuralcı, okulda, bilgin…

2. Hem ünsüz uyumu hem de ses olayı olarak: Sert ünsüzle biten kelimelere b, c, d, g ünsüzlerinden biriyle başlayan bir ek getirildiğinde ekin bu ilk ünsüzü sertleşerek p, ç, t, k ünsüzlerinden birine dönüşür:

meslektaş, açtı, aşçı, baktım, çiçekten
kitapçı, dişçi, ocakta, bitkin

İkinci durum özel isimlere, sayılara/rakamlara ve kısaltmalara getirilen ekler için de geçerlidir. Sayılarda/rakamlarda ve kısaltmalarda okunuş esas alınır. Kısaltmaların uzun şekli dikkate alınmaz:

Karabük’ten, İstanbul’da…
Saat 23:00’te, 1934’ten beri, 15’te, 12’lik, 121’den …
BOTAŞ’tan (Boru Hatları ile Petrol Taşıma Şirketi), BCG’de (aşı)

Not: Üçgen, dörtgen, beşgen, dikgen, çokgen kelimelerinde bu kurala uyulmaz.

Kelimeler arasında ünsüz uyumu aranmaz.

“Hiç de öyle değil” yerine “hiç te öyle değil” yazılamaz.

Yukarıda anlatılan ünsüz benzeşmelerinin bir kısmı zaten var olan uyumluluklardır. Bunlara sadece ünsüz uyumu diyeceğiz. Bir kısmı da ses olayıdır. Bu ses olayları temelde ünsüz uyumudur, ancak çoğu kez ses olayı diye anılır.

Ünsüzlerle ilgili ses olayları şunlardır:

a. ÜNSÜZ SERTLEŞMESİ

Türkçe veya yabancı bir kelimenin sonunda f, h, s, ç, ş, p, t, k ünsüzleri bulunuyor ve bu kelimelere, sert şekli de olan yumuşak bir ünsüzle (b, c, d, g) başlayan ek getiriliyorsa, ekin başındaki yumuşak ünsüz, kelime sonundaki sert ünsüzün etkisiyle sertleşir.

Aşağıdaki eklerin hepsi aslında yumuşak ünlüyle başlayan eklerdir.

lâf-çı, silâh-çı, heves-ten, dolap-ta, ağaç-tan, kitap-çı, kuru yemiş-çi, çift-çi, cilt-çi, yurt-taş, kat-kı, coş-ku, coş-kun, yayıldık-ça, biç-ki, biç-ti, yat-tı, kanat-tı…

Demek ki ünsüz sertleşmesi kökte veya gövdede var olan bir ünsüz uyumu değil, sonradan meydana gelen bir ses olayıdır.

b. ÜNSÜZ YUMUŞAMASI

“p, ç, t, k” seslerinden biri ile biten Türkçe veya yabancı kelimelere ünlü ile başlayan ekler (yapım veya çekim eki) getirilince, kelime sonundaki sert ünsüz yumuşar ve “b, c, d, g, ğ”ye dönüşür. Hatta “g”nin “ğ”ye dönüştüğü de görülür:

ağaç→ağaca, çocuk→çocuğu, senet→senedin
dolap→dolabın, ekmek→ekmeği, kitap→kitabım
tüfek→tüfeği, diyalog→diyaloğu…
almak→almağa [7]…

Bu daha çok sert ünsüzün iki ünlü arasında kalmasının sonucudur, ama kelime sonunda iki ünsüz bulunduğunda da yumuşama görülmektedir. Öyleyse bu yumuşama tamamen sert ünsüzden sonra gelen ünlüyle ilgilidir.

borç→borcum, kalp→kalbi, kurt→kurdun, denk→dengim, renk→rengi, kepenk→kepengi

Sanat, millet, devlet, ahlâk, cumhuriyet, evrak, hukuk, sepet gibi bazı yabancı kelimelerde yumuşama olmaz:

ahlâkım, merakımı, anketin, sanatı, millete, devletin, sürati, hakikatin, tazyiki, hukukun…

Sert ünsüzle biten özel isimlerde meydana gelen yumuşama yazıda gösterilmez, telâffuzdan anlaşılır:

Gemlik’e (okunuşu: gemliğe), Ahmet’i (okunuşu: ahmedi)…

Yumuşama, tek heceli kelimelerde bazen görülse de genellikle yoktur:

ip-e, suç-u, et-e, ak-ı, at-a, ok-u, aç-ı, tok-a, alt-ında, birik-en, acık-an, lig-in, org-um…
cep→ceb-i, kap→kab-ı, çok→çoğ-u, taç→tac-ı, yurt→yurd-u…

Sonuç

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki ünsüz sertleşmesi de yumuşaması da doğrudan doğruya Türkçenin telâffuzuyla ilgilidir. bunlar sonradan kurallara bağlanmıştır. Eğer bir ünsüz yumuşatıldığında veya sertleştirildiğinde kulağa hoş geliyorsa olacak, hoş gelmiyorsa olmayacak demektir.

2. ÜNSÜZ TÜREMESİ

Ünsüz türemesinin görüldüğü yerler:

1. Türkçe kelimelerde, kökte aynı ünsüz yan yana bulunmaz. Ama af, his, zan, ret, hal, şık, gibi Arapça asılları çift ünsüz barındıran (afv, redd, hiss, zann, hall, şıkk) ve Türkçede tek ünsüzle kullanılan kelimelere ünlüyle başlayan ek veya yardımcı fiil getirildiğinde asıllarındaki ikinci sessiz ortaya çıkar. Buna ünsüz türemesi denir. [8]

hiss→his→hissetmek, hissi
zann→zan→zannetmek ,zannı
redd→ret→reddetmek, reddi
şıkk→şık→şıkkı,
zemm→zem→zemmetmek,
hall→hal→halli, halletmek…
afv→af→affetmek, affı

2. “Türkçede iki ünlü yan yana bulunmaz” kuralına uymayan bazı Arapça kelimelerde:

fiat→fiyat, faide→fayda, zaif→zayıf,
repertuar→repertuvar, lâboratuar→lâboratuvar,
konservatuar→konservatuvar, tual→tuval, tualet→tuvalet…

Bu kelimelere benzeyip de ünsüz türemesi görülmeyen kelimeler:

dua, duayen, fail, faiz, fuar, fuaye, kuaför, lâik, puan, suare…

3. ÜNSÜZ DÜŞMESİ

Ünsüz düşmesinin görüldüğü yerler:

1. Türkçede ikiz ünsüz bulunmaz. Bu yüzden Arapçadan dilimize geçmiş olan ve sonunda ikiz ünsüz bulunduran kelimeler yalın durumunda kullanıldığında ünsüzlerden biri düşer.

hakk→hak, redd→ret, hiss→his, zann→zan, zemm→zem, hall→hal, şıkk→şık, afv→af…

2. k sesi ile biten kelimelerde –cik eki getirildiğinde kelime sonundaki k’lerin düştüğü görülür:

ufak→ufacık, alçak→alçacık, minik→minicik, küçük→küçücük, büyük→büyücek…

Not: Bu ekin somut isim türettiği durumlarda kelime sonundaki k düşmez:

kulak→kulakçık, karın→karıncık, kapak→kapakçık…

Alıntı kelimelerden ft, st ünsüz çiftleriyle bitenlerin bir kısmında t sesi söyleyişte düşme eğilimi gösterse de yazıda korunur.

çift, rast, serbest…

„Farsça “hane” kelimesiyle yapılan birleşik kelimelerde “ha” hecesi korunmalıdır.

Hastahane, pastahane, postahane, muayenehane, yazıhane, sarphane, dökümhane, yatakhane, yemekhane, dershane, eczahane…

„Fransızca’dan dilimize girmiş olan sürpriz kelimesindeki r, yazıda da konuşmada da korunur.

C. ÜNSÜZ DEĞİŞMELERİ

1. b→m DEĞİŞMESİ

Bir dudak ünsüzü olan “b” sesinin, kendinden önceki hecedeki “n” sesini “m”ye dönüştürmesidir. Daha çok yabancı kelimelerde (özellikle Farsça) görülür. Buna gerileyici ses benzeşmesi denir.

saklanbaç→saklambaç, dolanbaç→dolambaç, anbar→ambar,
canbaz→cambaz, anber→amber, çeharşenbe→çarşamba,
pencşenbe→perşembe, çenber→çember, sünbül→sümbül, penbe→pembe,
tenbel→tembel, menba→memba…

İstanbul, Safranbolu, Zeytinburnu, düzenbaz, sonbahar, bin bir, binbaşı, onbaşı gibi kelimelerde söyleyişte m’ye doğru bir kayma olmasına rağmen yazda yine “n” olarak korunur.

2. ğ→v DEĞİŞMESİ

Bazı kelimelerin söylenişinde “ğ”nin “v”ye dönüştüğü görülür. Bunları iki şekilde yazılması ve okunması doğrudur.

döğmek→dövmek; göğermek→gövermek; oğmak→ovmak; öğmek→övmek; söğmek→sövmek, öğün→övün…

Söyleyişte ğ→v değişimi görülen bu kelimeleri “v”li yazmak daha uygundur.

3. b→p DEĞİŞMESİ

b→p değişmesine uğratılan Arapça kelimeler. “s”den sonra gelen “b”, “p”ye dönüşür.

nispet, ispat, kispet, müspet, naspetmek, tespit, tespih…

“s”den sonra gelmeyen “b”ler ise olduğu gibi kalır.

makbul, ikbal, tatbik, teşbih…

4. c→ç DEĞİŞMESİ

c→ç değişmesi görülen ve görülmeyen Arapça kelimeler:

eçhel, içtihat, içtimaî, meçhul…
mescit, tescil, teşci…

5. d→t DEĞİŞMESİ

d→t değişmesi görülen yabancı kelimeler. Farsça “-dar” son eki bulunduran kelimelerde d, t’ye dönüşür.

emektar, minnettar, silâhtar, taraftar…

Bazı Arapça kelimeler:

miktar, metfun, methal, methiye, tetkik, Hayrettin, Seyfettin…

Bazı Arapça kelimelerde “d” korunmuştur:

takdim, takdir (taktir farklı anlamdadır), takdis, tasdik, tekdir…

III. ÜNLÜ ÜNSÜZ UYUMLARI ve ETKİLEŞİMLERİ

1. 1. 1. ÜNLÜ-ÜNSÜZ UYUMU (BENZEŞMESİ)
Yegâne, dergâh vb.

2. ULAMA

Ünsüzle biten kelimelerden sonra ünlü ile başlayan kelimeler gelirse, önceki kelimenin son ünsüzü, sonraki kelimenin ilk ünlüsüne bağlanarak okunabilir. Bu durum konuşma dilinde kendiliğinden olurken şiir dilinde özellikle -bazen vezin gereği- yapılır. Buna ulama denir.

Korkma, sönmez / bu şafaklar / da yüzen al / sancak;
Sönmeden yur / dumun üstün / de tüten en / son ocak.

Ben ezelden / beridir hür / yaşadım, hür / yaşarım.

Kendi gök kub / bemiz altın / da bu bayram / saati,
Dokuz asrın / da bütün hal / kı, bütün mem / leketi

Ulama yapılacak kelimeler arasında hiçbir noktalama işareti olmamalıdır. Aşağıdaki cümlede ulama yoktur:

Ben, onu aradığımı söylemedim ki…

IV. YARDIMCI ÜNLÜ ve ÜNSÜZLER

KAYNAŞTIRMA HARFLERİ

Türkçede iki ünlü yan yana bulunmaz. Ünlü ile biten bir kelimeye yine ünlü ile başlayan bir ek getirildiğinde iki ünlünün arasına girerek telâffuzu kolaylaştıran ünsüzlere kaynaştırma harfi denir.

Asıl kaynaştırma harflerimiz, “y” ve “n”dir.

Ali-y-e, liste-y-i, masa-y-a, kardeşi-n-i, defteri-n-e, su-y-u-n-un su-y-u, yolcu-n-un, gelme-y-e [9]…

s ve ş ünsüzleri de kaynaştırma harfi olarak kabul edilir:

s ünsüzü üçüncü tekil şahıs iyelik ekinde kullanılır:

baba-s-ı, para-s-ı, bitme-s-i…

ş ünsüzü ise sadece üleştirme sayı sıfatlarında kullanılır:

altı-ş-ar, iki-ş-er, yedi-ş-er…

15 Mayıs 2013 Saat : 2:51

Ses Bilgisi Nedir? Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed

SPONSORLU BAĞLANTILAR

Ödev Ödev