Sait Faik’in Yaşamı Aile Çevresi

Sait Faik’in Yaşamı Aile Çevresi

Sait Faik,gerek baba ve gerekse anne tarafı itibariyle Adapazar’lı bir aileye mensuptur. Ailelerin bir başka yöreden buraya yerleştiklerine dair bilgi bulunmamakta,her iki ailenin de Adapazarı’nın yerlisi olduğu tahmin edilmektedir.

Baba tarafından soyu Mehmed’e dayanmaktadır. Mehmed, Sait Faik’in dedesi Seyyid’in babasıdır. “Abasızlar”,aileye halk arasında verilmiş bir lâkap olarak gelmektedir. Mehmed,takayla İzmit taraflarından geçerken üzerindeki aba suya düşmüş,bunun üzerine yanında bulunan arkadaşları ona “Abasız” demişler,daha escort şişli sonra halk arasında bu isim yaygınlaşmış ve böylece Mehmed’in çocukları “Abasızzâdeler” lâkabıyla tanınır olmuşlardır.

Mehmed’in iki oğlundan küçüğü olan Seyyid’in Mehmet Faik ve Ahmet Faik adlarında iki oğlu ve Fatma adında bir kızı vardır. Seyyid’in üç çocuğundan en büyüğü olan Mehmet Faik,Sait Faik’in babasıdır. Onun tahrikat kâtipliği ve belediye başkanlığı gibi görevler yapmasına dayanarak,belli bir eğitim aldığı söylenebilir. 1913’te tahrikat kâtipliği görevinden ayrılıp ticarete başlayan Mehmet Faik 1920’de Yunan işgali sebebiyle şehri terk etmesinin ardından 1922’de ailenin diğer üyeleriyle beraber tekrar Adapazarı’na yerleşir.

Ticarette başarı sağlayan Mehmet Faik aynı zamanda şehrin Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nde görev almış,çalışmalarından dolayı kendisine İstiklâl madalyası verilmiştir. Muhitinde saygın ve etkin bir yere sahip olan Mehmet Faik,ticaretini 1926’da eşi ve oğlu ile beraber naklettiği İstanbul’da da sürdürür. Ailenin Adapazarı’yla ilişkisi devam eder. Mehmet Faik,İstanbul’a taşındıktan yaklaşık on yıl sonra Osmanbey’deki İkbal Apartmanı’nı,bundan iki yıl sonra da Burgazada’da şimdi “Sait Faik Abasıyanık Müzesi” olan yazlığı satın alır. Mehmet Faik,1938’de Burgazada’daki bu evde hastalanır ve bu hastalıktan kurtulamayarak 29 Ekim 1938’de ölür.

Sait Faik’in annesi Makbûle Hanım,kasabanın ileri gelenlerinden Hacı Rıza Bey’in kızıdır. Hacı Rıza,Adapazarı civarında geniş toprakları olan biridir. Bu arazinin bir bölümü Hacı Rıza Bey’in ölümünden sonra Makbûle Hanım’a geçmiştir. Aile,soyadı kanundan sonra “Hızal” soyadını almıştır.

1913-1916 tarihleri arasında Makbûle Hanım,kocasından ayrı yaşamıştır. Bu dönemde Sait Faik babasının yanında kalmış,annesini sadece haftada bir kere görebilmiştir. Bu tarih aynı zamanda Sait Faik’in okula başladığı yıldır. Sait’in çocuk ruhunda bu yalnızlığın izleri daha sonraki senelerde görülecektir. Üç buçuk yıl sonra aile büyüklerinin araya girmeleriyle Makbûle Hanım kocasının yanına döner. Bundan sonra anne-oğul arasındaki yakınlığın güçlenerek devam ettiğini görürüz. 1938’de Mehmet Faik’in ölümünden sonra Sait Faik ile Makbûle Hanım beraber otururlar.

Makbûle Hanım’ın iki önemli vasfı vardır. Birincisi,otoriterdir. Bütün işlerin kendi irâdesine uygun olarak düzenlenmesini ister. İkincisi olayları tasvir gücüne ve aynı konuyu değişik açılardan değerlendirme kabiliyetine sahiptir. Birincisiyle,hayatı boyunca oğluna hükmeden,ona hiçbir sorumluluk vermeyen annenin ikinci vasfı,Sait Faik’in sanatkâr kişiliğine yansımıştır; diyebiliriz.

Makbûle Hanım,kocasının ölümünden sonra hikâye yazmayı bir iş olarak seçen oğlunun cep harçlığını ve evin işleyişini üstlenir.Sait Faik’in ölümünden sonra,bu güçlü ve otoriter kadın hayatının en büyük sarsıntısını geçirir. O,Sait Faik’in hikâye yazmasına zaman zaman karşı çıksa da,onun escort ataköy bir sanatçı olduğunun farkındadır. Bu yüzden yazdığı vasiyetnamede gayri menkullerini Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağışlarken Burgazada’daki evinin de “Sait Faik Abasıyanık Müzesi” olarak düzenlenmesini şart koşar.
Artık yalnız ve hasta olan anne,bundan sonraki yaşamında Burgazada’dan ayrılmaz ve 22 Ocak 1963 tarihinde hayata veda eder.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir