Sağlıklı Yaşam Nedir?

Sağlıklı Yaşam Nedir?

İnsan olarak çalışmak, üretmek, kendimize ve çevremize yararlı olmak temel amacımızdır. Bunun da ancak sağlıklı bir yaşamla sağlanabileceğini biliriz. Peki, sağlıklı olmak ne demektir? Sağlıklı olmanın ölçütleri nelerdir? Hastalık ve engellilik sözcükleri bize ne ifade eder? Sağlığımızı nasıl koruyabiliriz?
Sağlıklı olmak, mutlu ve kaliteli bir yaşamın temel koşullarındandır. Bu nedenle sağlıklı olmak, mutlu ve verimli bir yaşamın değişmez, yadsınamaz, öncelikli özelliğidir.
Sağlığın ne olduğu kişilere, toplumlara, ülkelere ve zamana göre değişebilir. Bazı insanlar sıkça karşılaştıkları rahatsızlıkları önemsiz bir durum olarak düşünebilir. Örneğin baş ağrısı; ortamdaki hava kirliliği, gürültü kirliliği, yaşanan stres vb. durumlara bağlı ya da beyin tümörü gibi önemli bir sağlık sorununun belirtisi de olabilir. Karnı açken mide ağrıları hisseden insan, bu ağrıları aç kalmaktan kaynaklanan normal bir durum olarak değerlendirebilir. Gerçekte bu ağrılar gastrit ya da ülser gibi bir hastalıktan da kaynaklanabilir.
Ekonomik olarak gelişme gösterememiş bazı ülkelerde tifo, kolera gibi salgın hastalıklara yakalanmamak, sağlıklı sayılmak için yeterli görülür. Zamanla beslenme koşulları ve sağlık sektöründeki hizmetlerinin gelişmesine bağlı olarak sağlıklı olma anlayışı da değişebilir. Bazı toplumlarda yaygın olan aşırı yağlı, karbonhidratlı besinlerle tekdüze ve ayaküstü beslenme, sağlıklı beslenme gibi düşünülür. Ancak yapılan bilimsel araştırmalarda obezlik, kanser, kalp ve damar hastalıkları gibi durumların bu tip beslenmelere bağlı olduğu bilinmektedir.
Ekonomik, kültürel ve sosyal koşullar nedeniyle oluşan psikolojik sıkıntılar bazı toplumlarda geçici ve olağan bir durum olarak görülebilir. Bu durum gerçekte ruhsal bir hastalık belirtisi olabilir. Romatizma, bir hastalık olduğu hâlde bazı yörelerde ileri yaşlardaki insanlarda normal bir durum olarak düşünülebilir. Vitamin eksikliğinden kaynaklanan tırnak üzerindeki beyaz olan lekelere, gerçekle ilgisi olmayan anlamlar verilebilir. Bunlarla birlikte her normal dışı durum, sağlıksız olma belirtisi de değildir.
Görüldüğü gibi sağlıklı olma anlayışı değişebildiği için sağlığın toplumlara, yörelere ve kültürlere göre değişmeyen, herkesin kabul edeceği, evrensel bir tanımı olmalıdır. Bu amaçla Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü [DSÖ (WHO=Worid Health Organization)] temel bir insan hakkı olan sağlığı, yalnız hastalık ve sakatlık olmayışı değil; bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik durumu olarak tanımlar.
Sağlık denildiğinde genellikle bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal iyilik durumları ölçü alınmıştır: Bedensel iyilik; vücudu oluşturan doku ve organların tam olması, bu yapıların işlevlerini yerine getirmesi hâlidir. Örneğin insanın yediği besinleri yeterince sindirebilmesi; astım, grip vb. hastalıklarının olmaması gibi durumlar bedensel iyilik hâlleridir.
Zihinsel iyilik; normal zekâ düzeyine sahip olma, çevrede gerçekleşen olayları zamanında algılama, mantık yürütme, algıladıklarını doğru yorumlayabilirle ve hafızasını yeterince kullanabilme yeteneğidir. Örneğin insanın başarıları karşısında mutlu olabilme, haz duyabilme; başarısızlık durumunda yılmadan mücadele edebilme, düşündüklerini anlaşılır şekilde anlatabilme, insanlarla uyumlu ilişkiler kurabilme zihinsel iyiliğin göstergeleridir.
Ruhsal iyilik; yaşına uygun olarak düşünebilme, düşündüklerini ifade edebilme, başkalarını anlayabilme, yerinde ağlamasını ya da gülmesini bilme, koşullara uyum sağlayabilme durumudur. Böyle kişiler başarılarından mutluluk duyar, başarısızlıklarını kabullenir, kısaca kendisiyle barışıktır ve çevresiyle uyum içindedir. İnsanın, nedeni belli olmayan uzun süreli kuruntu, kaygı, korku ve kuşkulardan uzak olması gibi durumlar ruhsal iyilik hâlleridir.
Sosyal iyilik; nerede nasıl davranacağın ve sorumluluklarını bilme, insanlarla iyi ilişkiler kurma, büyüklerini sayıp küçüklerini sevme ve hoşgörülü olma, aile bireyleri, iş arkadaşları ve komşularına karşı görevlerini tam yapabilme hâlidir.
Verilen ölçüler içinde VVHO’ya göre evrensel bağlamda sağlık; bedensel, zihinsel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik durumu olarak tanımlanır. Bunun tersi yani beden ya da zihinde meydana gelen rahatsızlık ve görev bozukluğuna yol açan anormal bir durum sonunda sağlığın bozulması ise hastalık olarak nitelendirilir. Doku ve organların doğuştan veya hastalık, kaza gibi olumsuzluklar sonucu kısmen ya da tamamen işlevsiz kalması da engellilik, sakatlık, özürlülük gibi sözcüklerle adlandırılır.

Bazı yetilerin yitirilmesi olarak da tanımlanan engellilik, fiziksel ya da zihinsel bir rahatsızlık nede¬niyle bazı hareketlerin, duyuların veya işlevlerin kısıtlanması durumudur. Engeller doğuştan gelebilir ya da sonradan geçirilen hastalık veya kazalar sonucu ortaya çıkabilir. Başlıcaları görme, işitme, konuşma engeli ile fiziksel, spastik, ortopedik ve zihinsel engellerdir.
Görme engeli; görme yetisinin kısmen ya da tamamen yitirilmesi durumudur.
İşitme engeli; işitme veya duyma yetisinin kısmen ya da tamamen yitirilmesi durumdur.
Konuşma engeli; başkalarını anlamakta, düşüncelerini paylaşmakta, konuşma seslerini düzgün ve akıcı telaffuz etmede sorunlar yaşanması durumudur.
Fiziksel engel; yaşamsal fonksiyonlarını belli ölçüde etkileyen el, ayak vb. organ kaybı ya da felç gibi durumlarda fiziki hareket yeteneğinin kısıtlandığı durumlardır.
Spastik engel; gebelikte, doğum sırasında ya da sonradan beyinde meydana gelen bir hasar sonu¬cunda hareketleri düzenleyen kaslarındaki kontrol yetersizliğidir.
Ortopedik engel; kişinin çeşitli nedenlerle bir organını ya da organ fonksiyonunu kaybederek tüm tedavilere karşın normal fiziksel aktivitelerini yapamayacak ölçüde sakatlanması durumudur. Kas veya sinir sisteminin işlevlerini olumsuz yönde etkileyen bu durum doğum öncesinde, doğum sırasında ya da doğum sonrasında oluşabilir.
Zihinsel engel; doğuştan ya da sonradan beyinle ilgili algılama ve algılananı doğru yorumlayama-ma durumu olarak nitelendirilir. Örneğin öğrenme bozuklukları, dikkat yetersizlikleri ya da eksiklikleri, psikiyatrik bozukluklar (duygusal algı bozuklukları, algılananları yorumlayamama sorunları, yanlış dür-tülenme vb.) birer zihinsel engel şekli sayılabilir.
Süreğen hastalığı olanların, gelişim döneminde sürekli bakım ve tedavi gerektiren bu hastalıkları nedeniyle eğitim performansı ile sosyal uyumunun olumsuz yönde etkilenmesi yine ortopedik engel olarak nitelendirilmektedir.

saglikli-yasam

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir