Ruh Adam Romanının Analizi

Ruh Adam Romanının Analizi

Nihal Atsız “Ruh Adam”

Bu roman Selim Pusat adında kralcı sisteme bağlı oluşundan dolayı ordudaki görevi ne son verilen eski bir yüzbaşının bir yıl gibi süre içinde yaşamış olduğu gerçek ve olağan dışı olayların anlatıldığı bir olaydır.
Roman 31 fasıldan ibarettir. İlk dört bölüm Selim Pusat ve eşi Ayşe’nin tanıtımına ve Selim Pusat’ın ordu görevine son verilişine ayrılmıştır. Bu bölümlerde iki zıt kutlu temsil eden yüzbaşı Pusat ile eşi edebiyat öğretmeni Ayşe’nin inançları ve karakterleri anlatılmıştır. Diğer bölümlerde Pusot’un yaşamış olduğu bir takım olağandışı hadiseler anlatılmıştır.
MUHTEVA
Roman haldeki bir olayla başlar. Ayşe eşi Pusat’a eski bir Uygur hikayesini okumaktadır. Pusat askeri görevinden ayrıldıktan sonra dünyadaki her şeye ilgisizdir. Ayşe onun bu durumundan kaygılanmakta ve ona hayatı yeniden sevdirmenin çoban içindedir. Pusat askerlik sanatı dışındaki her şeye kayıtsızdır.
Ayşe üç yıl önce ayrılmış olduğu görevine geri döner. Kız lisesine edebiyat öğretmeni olarak tekrar gelir. Orada Ayşe’ye ilgi gösteren eski cebir hocası ve üç kız öğrenciden başkası olmaz. Bu üç kız Güntülü, Aydolu, Nurhan’dır. Özellikle Güntülü edebiyattaki bilgisi ile Ayşe öğretmeni etkiler. Güntülü roman boyunca etkili olan birisidir. Selim Pusat bazı akşamlar Çamlı koruya geziye gider. Burada onula birlikte ordudan ihraç edildikten sonra intihar eden arkadaşı Şeref vardır. yine böyle bir akşamda Selim çamlı korudaki gezintisi sırasında gaipten bir kadınını şiir okuyan sesini duyar. Birden yanında Leyla adında tarih öğretmeni olduğunu söyleyen bir kadın belirir. Bu kadın Pusat’ u tanımaktadır. Eşi Ayşe’nin eski öğrencilerindendir. Kendisini birinin takip ettiğini söyler ve Pusat’ tan yardım ister. Pusat o akşam Leyla’yı eve bırakır.
Ertesi akşam yine Çamlı koruda Leyla mutlakla karşılaşır. Tarih üzerine tartışırlar. Leyla’yı takip eden kişi gözükür. Selim Leyla’yı bıraktıktan sonra bu kişiyi yine görür. konuşurlar adının yok olduğunu söyler. Bu insan Selim hakkında çok şey bilmektedir. Selim’e Leyla’nın tahtın varisi olduğunu söyler. Ve kendisini onun tahta geçmesi için çalıştığını anlatır.
Selim’in bu çamlı koru gezileri Ayşe’yi tedirgin eder. Selim’i neşelendirmek maksadıyla eve tarih öğretmeni ve üç öğrencisini davet eder. Selim bu davette tarih öğretmenine Leyla ile ilgili sorular sorar. Ayrıca öğrencilerden Güntülü’nün etkisinde kalır.
Ertesi gün Selim’in eline bir telgraf geçer. Telgrafta Leyla’nın asıl adının hanzade olduğu ve gerçek bir prensese olduğu yazılmaktadır. İşin daha da ilginç telgraf üç saat önce Erzurum’dan Yek tarafından gönderilmiştir.
Selim yine ertesi gün Leyla’yı bulmak maksadıyla çamlı koruya gider. Fakat orada eski arkadaşı Tahsin’le karşılaşır. Tahsin kendisine Neşriyat şubesinde iş önerir. Selim işi kabul eder ve çalışmaya başlar. Selim Neşriyat şubesindeki işini sevmekle beraber buradaki insanları sevmez. Özellikle Yek’ e benzerliğindin dolayı Osman Fişer adında biriyle ağız kavgasında bulunur. Şubede çalışanlar tasavvufla ilgilenmektedir. Şubedekilerin rahat hayatlarının bu inançtan kaynaklandığını düşünen Pusat tasavvufu merak eder. o gece Ayşe’ye tasavvufla ilgili sorular sorar. Ama Pusat bu fikri beğenmemektedir.
Bir bayram günü Pusat Ayşe’yle beraber önce Huzur çay hanesine sonra Çamlı koru’ ya gezmeye giderler. Yanlarında Gültülü ,Aydolu, Nurhan ve tarih öğretmeni vardır. Bu gezinti sırasında Güntülü Pusot’ a kendisinin 2000 yıldır yaşadığını söyler. Bu arada Pusat o gün Çamlı koruda şiir okuyan sesin Güntülü’ye ait olduğunu anlar. Güntülü Pusat’ın Mete’nin ordusunda asker olduğunu (askerlerin nişanlılarına ok atma sınavı) ok atamadığı için idam edildiğini ve kendisinin de ok atamadığı nişanlısı olduğunu söyler.
Pusat yine ertesi gün yine Çamlı koruya gider Leyla yine ordadır. Ona prensesliğini sorar. Ve Leyla kendisinin gerçekten prenses olduğunu anlatır. O Osmanlı soyundan gelmektedir. fakat Leyla’nın Yek adına şüpheleri vardır. Selim gerçeği öğrenir ve eve döner. O gece Güntülü’yü düşünür ve onu unutmak için çok içer. Tekrar Çamlı koruya gitmek ister ama kendisini Nurhan’ın evi önünde bulur. Onun piyanoda çaldığı “eski arkadaşlar”marşını dinler. Bir ar sendeler ve düşür . kendini yerden Yek kaldırır. Yek bu seferde kendisinin de eski bir asker olduğunu söyler.
Selim yine evdedir. Selimin son günlerdeki durumu Ayşe’yi telaşlandırır. Onu muayene etmesi için doktor çağırır. Doktor onun rahatsızlığının aşktan olduğunu söyler. Selim bu aşkın Güntülü’ye duyulduğunu bilmektedir.
Ayşe’nin görev yaptığı lisenin mezuniyet töreni vardır. Nurhan, Aydolu ve Güntülü Selim ’i de davet ederler. Selim’ in Güntülü’ye ilgisi burada daha da belirginleşir ve Ayşe bu ilgiyi anlar. Selim’ in kafasında Yek’ le ilgili sorular vardır. Bunların cevabını bulmak için Leyla’nın yanına gittiği bir günde Leyla onu aşık olduğunu anlar. Ve ona bu aşktan vazgeçmesini söyler. Pusat bu aşktan vazgeçmenin tek yolunun kendisini yani Leyla’yı sevmesi olduğunu söyler. Leyla’da buna izin verir.
Şeref akşam eve geldiğinde oğlu Tosun’ un annesinin ağladığını söyler. Zira Ayşe artık Pusot’ un vaziyetinden umudunu kesmiştir. O gece Pusat evde intihar eden arkadaşı Şefle konuşur. Şeref ona yüreğinin kanadığını söyler. Sebebinin ise selimin Güntülü’ye duyduğu ilgi olduğunu anlatır. Sabah olunca evde kan izleri vardır. Bu da Selim’ in gece olan olayın gerçek olduğunu anlamasını sağlar.
Yine bir gün Selimle Ayşe dolaşırken Güntülü ve annesine rastlarlar. Güntülü onları evlerine davet eder. burada Güntülü ile Selim arsında bazı tartışmalar olur. Selim akşam eve geldiklerinde bu sefer Güntülü’nün hayali ile konuşur. Güntülü ona Selimin masası üzerinde bulunan Şerefin resmi yerine Kendi resmini koymasını söyler. Şeref isteneni yapar.
Ertesi akşam Şeref meyhanededir. Orada bir hayli içtikten sonra Güntülü’nün evine gelir. Eve girmek ister. Ama Şeref yine belirir ve ondan uzak tutmak ister ve kendisinin bu yüzden Selim’le dostluğunu bozulacağını söyler. Selim eve gelir. Ertesi sabah şerefin masadaki resminde daha önce olmayan gözyaşları vardır.
Selimin Güntülü’ye ilgisi günden güne artar. Selim bundan kurtulmak için çok içki içer. Artık evde Ayşe ile birer yabancı gibidirler.
Bir gün oğlu tosun ona bir mektup verir mektubun içinde Selim’ in Güntülü’ye yazmış olduğu şiir vardır. Güntülü bu mektubu geri göndermiştir. Selim daha sonra bu şiiri Nurhan ve Aydolu’ nun da okuduğunu öğrenecektir.
Yine Selim’in içkiyi çok kaçırdığı bir akşam kapı çalınır. Kendisine bir mahkeme celpnamesi gelmiştir. celpnameye getiren Yek’ ti ve onu büyük mahkemeye aşk suçundan çağırıyordu. Bu mahkemede yine olağan üstülükler yaşanır. Hakim Tanrı’ dır. Ve Selim Güntülü ‘ yü severek işlediği yasak aşktan yargılanır. Cebrail, Mikail, İsrafil, peygamberler ileri gelen Türk hükümdarları ondan davacı olurlar. Onu savunan tek insan annesidir. Ve kara alarak Selim’ in suçsuzluğunu ispatlayabilmesi için Temuçin,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir