PAUL İLE VIRGINIE KİTABININ ÖZETİ

SPONSORLU BAĞLANTILAR

PAUL İLE VIRGINIE

1726 yılında M.de la Tour adında Normandiyalı bir genç Fransa’da iş bulamadığı için Fransa’nın adası olan bu günkü ismiyle Maurice adasına gelmişti. Yanında eski ve zengin bir aileden olan karısı vardı. Fakat kadının ailesi asil olmayan birini sevdiği için kadını servetten men etmişlerdi. Adaya geldikleri zaman genç adam, bir kaç zenci satın almak için gemiyle Madagascar’a geçti. Fakat bu gidiş sert bir mevsim yaşayan Madagascar’da salgın olan kötü bir hastalığı beraberinde getirdi. Ve genç adam eşinden uzaklarda öldü ve tüm eşyası yağmalandı. Zavallı kadın hamileyken dul kaldı ve yanında zenci kadından başka kimsesi yoktu.
Bu üzüntüyle kadın, adanın ücra köşelerine doğru gitmek istedi ve şehirden uzaklaştı. Gittiği yerde Marguerite adında bir kadını çocuğunu emzirmekteyken gördü. Kendisi gibi acılar içinde bir kadını görmek madam de la Tour’u memnun etti. Birbirlerine acılı hikayelerini anlatıp sarılarak ağlaştılar.
Marguerite bir yıldır bu yerde oturuyordu. Çok iyi ve hamarat bir kadındı. Fakir bir ailenin kızı olarak yetişmiş ve asilzadelerden bir delikanlıya aşık olmuştu. Fakat delikanlı hevesini aldıktan sonra onu karnındaki yavrusuyla terketmişti. O da köyünden, ailesinden uzaklaşarak ödünç parayla aldığı yaşlı bir zenciyle beraber buralara yerleşmiş,küçük bir yeri çapalayıp ekmeye başlamışlardı.
Marguerite’in kulübesi,benim kulübeme yaklaşık bir buçuk fersah uzaktaydı yani komşu sayılırdık. Buralarda komşu demek candan bir dost demekti. Komşunun bir de arkadaşı olduğunu duyunca hemen onu görmeye gittim. Madam de la Tour çok asil ve hüzünlüydü. Doğumu da yaklaşmaktaydı. Bu iki kadının çocuklarının geleceği için yirmi dönüm kadar yeri paylaşmalarını teklif ettim. Marguerite’nin kulübesi kendi arsasının sınırındaydı ve bu kulübeye yapışık madam de la Tour’un kulübesini yaptık. Böylece hem herkes kendi arsasında hem de birbirlerine yakın olmuş oldular.
Marguerite’nin oğlu Paul’un isim babasıydım. Fazla geçmeden madam de la Tour bir kız doğurdu ve ismini bekaret anlamına gelen Virginie koyduk.
İki araziyi verimli hale getirmek için yorulmak bilmeden çalışan iki köle evin geçimini sağlıyorlardı. Marguerite’in kölesi Domingue, yaşlı olamasına rağmen zeki ve çalışkandı. Madam de la Tour’un kölesi Marie ise çok hamarat ve becerikliydi. Marguerite ve madam de la Tour da bütün gün pamuk eğirip örgü örerlerdi.
Her ikiside talihsiz bir sevgiden doğan yavrularını gördükçe birbirlerini daha çok seviyor ve daha sıkı dost oluyorlardı. Çocukları da şimdiden birbirlerine o kadar bağlı o kadar candandılar ki hep kucak kucağa uyurlardı. Konuşmaya başladıkları zaman birbirlerine söyledikleri ilk kelime kardeşim olmuştu.
Paul büyüdükçe bahçede Domingue’le beraber uğraşır, Virginie ise temizlik, yemek hazırlamak gibi işleri yapmaya başlamıştı. Bu iki çocuk okuma yazma bilmezlerdi ama içlerinde kötülükten eser yoktu. Hep iyilik yapmayı düşünen sevgi dolu çocuklar olarak yetişmişlerdi. Birbirlerine karşı da çok ilgili ve sevgi doluydular. Yaşamları yapaylıktan uzak, çok doğal bir ortamda geçen Paul ve Virginie, ergenlik dönemlerine girmek üzereydiler. Virginie serpilip güzelleşmiş, doğal yemişlerle büyüdüğü için normalden bir kaç yaş büyük gösteriyordu. Gür, kumral saçları, mavi gözleri vardı. Paul ise Virginie’den daha uzun, güçlü kuvvetliydi.
Madam de la Tour, kızının böyle büyüyüp güzelleştiğini gördükçe ona karşı büyüttüğü sevgisinin yanında kaygıları da artmaktaydı. Eğer ben ölürsem kızımın hali ne olur diye endişelere kapılmıştı. Fransa’da yaşayan zengin bir halası vardı fakat madam de la Tour fakir birine kaçınca zengin hala yeğeniyle alakasını kesmişti. Madam de la Tour çok guruluylu ama işin içine kızı girince gururu unutup bu endişelerini gidermek için halasına mektup yazdı. Mektubunda kocasının ani ölümünden, Virginie’den ve sıkıntıda olduğunda bahsetti. Ama bu mektuba cevap alamadı. Yıllar geçti ve on bir yıl sonra halasından bir mektup geldi. Yıllar sonra gelen bu mektup da pek hayırlı bir mektup değildi. Halası mektupta onu yerden yere vurmuş, ağır sözlerle zehirini akıtmıştı. Mektubu okuyan madam de la Tour ağlamaya başlayınca, Marguerite ona sarılarak teselli etmeye çalıştı. Herkes etrafına doluştu ve evgi dolu teselli sözleriyle madam de la Tour’u yatıştırmayı başardılar. Ve eski mutlu günlerine geri döndüler.
Anneleri Pamplemousses kilisesine gittiği sırada Virginie’in yanına kaçak bir zenci kadın geldi. Ayaklarına kapanarak yardım istedi. Açlıktan ölmek üzere olan kadını, hazırlamış olduğu kahvaltı sofrasına oturtup doyurdu. Kara-Dere’li zengin bir zorba olan sahibinden işkence gördüğü için kaçtığını söyleyen köle yardım istiyordu. Virginie hemen kardeşini çağırdı ve köleyi efendisine affettirmek için yola çıktılar. Kaçak köle onları ormanın içinden geçirerek, yüksek dağlardan, geniş ırmaklardan geçerek ancak öğlen vakti Kara-Dere’ye ulaştırdı. Virginie adamdan Allah rızası için kölesini affetmesini diledi. Önce adam hiç aldırış etmedi ama sonra Virginie’in zarif endamı dikkatini çekti ve Allah rızası için değil, bu güzel kızın hatrı için affettiğini söyledi. Köleyi yerine bıraktıktan sonra evlerine dönmek için indikleri dağa tırmandılar. Sabahtan beri açlardı ve yürüyecek halleri kalmamıştı. Ormanın içinde bir palmiye ağacı buldular ve Paul ağacı tutuşturarak devirdi,tepesindeki yemişleri yiyerek biraz kendilerine geldiler. Akşam oluyordu ve annelerinin merakta olduğunu düşünerek acele etmeye çalışıyorlardı ama kaybolduklarını anladılar. Paul, Virginie’i bir yere oturttu. Ve yön bulmak için bir ağacın tepesine tırmandı ama bu da işe yaramadı. Çaresizlik içinde kalan Paul öfkesinden ağlamaya başladı, Virginie onu teselli ederek Alah’tan yardım istiyelim,o bizi duyar dedi. Ve çok geçmeden uzaktan bir köpek sesi duyuldu. Domingue ve köpekleri Fidele onları bulmuştu. Hepsi gözyaşlarına boğuldular. Eve döndüklerinde anneleri önce çok kızdılar ama sonra iyilik yapmak için gittikleri yolda başlarına gelenleri dinledikçe sevinç gözyaşları dökmüşlerdi.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Ödev Ödev