Ölçü (Vezin) Nedir,Ölçü Çeşitleri Nedir?

Ölçü (Vezin) Nedir,Ölçü Çeşitleri Nedir?

Ölçü (Vezin)
Bir şiirdeki dizelerin hece sayısı ya da hecelerin uzun­luk kısalık bakımından denk oluşuna “ölçü” denir. Şiiri düz yazıdan ayıran özelliklerden biri de genel olarak şiirin belli ölçüyle yazılmasıdır. Türk şiirinde hece ölçü­sü ve aruz ölçüsü olmak üzere iki ölçü birimi kullanıl­mıştır. Cumhuriyet Döneminde her iki ölçü birimine bağlı kalınmadan, ölçüsüz şiirler de yazılmıştır. Bu tür şiirlere serbest şiir denir.
Birincisi Baki’den, ikincisi Karacaoğİan’dan alınan bu iki dizenin ikisi de yalın bir dille söylenmiştir. Demek ki A’daki yargı söylenebilir. Baki’ye ait olan dizeler divan, ikincisi yani Karacaoğlan’a ait olan dizeler halk şiirine özgü niteliklere sahiptir. Bu nedenle C’deki yargı da söylenebilir. İki dizede de bir bekleyişin, sevgiliye du­yulan özlemin, bir arayışın olduğu görülüyor. O hâlde D’deki yargı da söylenebilir. İkisinde de kolay görünen, ama gerçekte güç bir söyleyiş özelliği vardır ki buna sehl-i mümteni denir. Demek ki E’deki yargı da söyle­nebilir. Bu iki dize için B’deki yargı söylenemez. Çünkü birincisi yani Baki’ye ait olan dize aruz ölçüsüyle (Mefûlü fâilâtü mefâîlü fa’lün), ikincisi yani Karacaoğ­lan’a ait olan dize ise 11 Mi hece ölçüsüyle söylenmiştir.

a. Aruz ölçüsü (vezni): Aruz, “çadırın ortasında bulunan ve onu ayakta tutan direk” anlamına gelir. Bir edebiyat terimi olarak ise aruz, dizelerdeki hecelerin uzunluk (kapalılık) – kısalık (açıklık) bakımından denk oluşuna dayanan ölçü birimidir. Arap edebiyatı kay­naklı bir ölçü çeşidi olan aruz ölçüsü, Araplardan İran­lılara onlardan da bize geçmiştir.
Türklerin İslamiyet’i kabul etmeleriyle birlikte tanıştıkla­rı aruz ölçüsü, divan edebiyatında uzun yıllar kullanıl­mıştır. Bu ölçü türü, edebiyatımızda Tanzimat ve Ser­veti Fünun Dönemlerinde de etkinliğini sürdürmüştür. Yeni Lisancılarla birlikte hece ölçüsüne yöneliş bir akım olarak benimsenmiş, bu tarihten sonra aruz ölçü­sü etkinliğini yitirmiştir.
MURABBA
Perîşân-hâlin oldum sormadın hâl-i perîşânım Gamından derde düştüm kılmadın tedbîr-i dermânım Ne dersin rüzgarım böyle mi geçsin güzel hânım Gözüm cânım efendim sevdiğim devletli sultânım
Mefâ’îlün /mefâ’îlün /mefâ’îlün /mefâ’îlün Fuzuli’ye ait bu murabba, aruz ölçüsüyle yazılmıştır. Aruz ölçüsündeki hece türleri:
Açık (kısa) hece: Ünlü ile biten heceye “açık (kısa okunan) hece” denir. Dizeyi kalıplarına ayırırken genel­de nokta (.) ile gösterilir. Yarım ses değerindedir. İki türlü açık hece bulunur:
Yalnızca bir ünlü olan heceler: E-lek, u-zun, ü-züm, ö-lüm, i-zin…

Bir ünsüz ve bir ünlüyle kurulmuş heceler:
De-niz, ka-ra, su-iu, ya-ya, ça-mur, de-mir, ke-mik…
Kapalı (uzun) hece: Ünsüz ile ya da uzun ünlü ile biten heceye “kapalı (uzun okunan) hece” denir. Dize­yi kalıplarına ayırırken genelde (-) işareti ile gösterilir. Tam ses değerindedir. Kapalı heceler değişik şekiller­de oluşur:
Bir ünlü ve bir ünsüzle kurulmuş heceler:
Es-mer, ak-mak, iz-ci, or-man, aç-lık, ür-kek, er-ken…

Bir ünsüz, bir ünlü ve bir ünsüzle kurulmuş heceler: Tok, gez-mek, bul-mak, ger-gin, seç-kin, vur-gu…

Bir ünlü ve yan yana iki ünsüzle kurulmuş heceler: Art, üst, ört-mek, ast, alt-mış…

Yalnız bir uzun ünlüden oluşan heceler: Â-fet, â-şık, â-lâ, î-câb

Bir ünsüz ve bir uzun ünlüyle kurulmuş heceler: Bâ-de, dî-dâr, sû-ret sâ-de…

Birleşik hece: Arapça ve Farsçadan gelme uzun ün­lülerle kurulan “âb”, “ûl, ûd” gibi iki sesli, “bûy, hâl, aşk, yâr, rûz, şîr, bâb” gibi üç sesli ya da”, renk, çeşm” gibi dört sesli hecelere “birleşik hece” denir. Birleşik heceler bir buçuk hece kabul edilir ve dize aruz kalıp­larına ayrılırken (-.) işareti ile gösterilir.
Dize sonlarındaki heceler açık da olsa kapalı sayılır.

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne
“Fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” kalıbıyla yazılan bu beyitte dize sonlarında yer alan “üstüne” sözcüklerinin son heceleri açık hece olmasına rağmen kapalı hece sayılır.

Aruz ölçüsüyle ile ilgili bazı terimler:
Ulama (Vasi): Divan şiirinde vezin gereği art arda ge­len kelimelerden birincisinin sonundaki ünsüzün, ikinci­sinin başındaki ünlüye ses bakımından bir hece oluştu­racak biçimde bağlanmasına “ulama” denir. “Ulama” di­van şiirinde “vasi” sözcüğüyle karşılanmıştır. Vasi, “baş­lama, bağlayış, ulama” demektir. Ulama, ölçüde yan yana iki açık hece gerektiğinde yapılır. Ulama yapılan sözcükler aralarına yay işareti konularak belirtilir.

Ey şûh Nedîmâ ile bir seyrin işittik
Tenhâca varıp Göksu’ya işret var içinde
Nedim
Bu beyitin ölçüsü “mefûlü, mefâ’îlü, mefâ’îlü, fa’lün”dür. Beyitteki “seyrin işittik” ve “var içinde” sözcükleri arasın­da iki açık heceye gereksinim vardır. Bu sözcükler ula­ma yapılmadan okunursa ölçü bozuk olur. Ölçüyü dü­zeltmek için bu sözcükleri “sey-ri-ni-şit-tik”, “va-ri-çinde” biçiminde birbirine bağlayarak okumak gerekir.
İmale (Uzatma): “Çekme” demektir. Kısa bir hece­nin ölçü gereği uzun okunmasına “imale” denir. İmale aruzda bir kusur sayılır.
Kamu bîmârına cânân devâ-yj derd eder ihsân Niçin kılmaz bana dermân beni bîmâr sanmaz mı
Fuzuli
Aruz ölçüsünün “mefâ’îlün, mefâ’îlün, mefâ’îlün, mefâ’îlün” kalıbıyla yazılan bu beyitte ölçünün doğru ola­bilmesi için altı çizilen hecelerin uzun okunması gerekir.
Zihaf (Kısaltma): “Kısma” demektir. Uzun bir hece­nin ölçü gereği kısa okunmasına “zihaf” denir. Zihaf, güzel kullanılmadığı zaman bir aruz kusuru sayılır. Cânan gide rindan dağıla mey ola rîzân Böyle gecenin hayr umulur mu seherinde
Ziya Paşa
Aruz ölçüsünün “mefûlü, mefâ’îlü, mefâ’îlü, fa’ûlün” kalıbıyla yazılan bu beyitte “cânân” ve “rindân” söz­cüklerinin ikinci heceleri aslında uzun hecedir. Ancak ölçü, bu hecelerin kısa okunmasını gerektirir. Uzun okunduğunda hem ölçü bozulur hem de cümle vurgu­su kaybolur.
Med: “Uzatma” demektir. İki uzun hece arasında bir açık hece bulunması gerektiğinde, sonu bir uzun ünlü ve bir ünsüzle biten birinci heceyi imaleden biraz da­ha uzun okumaya “med” denir. Med aslında bir ses sanatıdır ve şiirde iç ahengi oluşturan en önemli öğe­lerden biridir.
Ya bir nigâha dahi tâb yok mu çeşminde O nâz hastası tâ böyle bî-meçâl midir
Nedim
Aruzun “mefâ’îlün fe’ilâtün mefâ’ilün fe’ilün” kalıbıyla ya­zılan bu beyitte altı çizili heceler uzun okunduğunda hem ölçü sağlanmakta hem de bir iç ahenk oluşmaktadır.
Med, son iki harfi ünsüz olan sözcüklerde de yapılabilir. Dost bî-pervâ, felek bî-rahm devran bî-sükûn Dert çok hem dert yok düşman kavî tâli’ zebûn
Fuzuli
“Fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” ölçüsüyle yazılan bu beyitte altı çizili sözcüklerde med yapılmıştır. * * *
Yâr hâl-i dilimi zâr bilüptür bilürem Dili zârımda ne kim yar bilüptür bilürem
Fuzuli
“Fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilâtün fe’ilün” ölçüsüyle yazılan bu beyitte altı çizili sözcüklerde med yapılmıştır.
Kasr: Kasr sözcüğü “kısa kesme, kısaltma” anlamları­na gelir. Edebiyatta ise kasr, uzun okunan bir sözcüğü “hafifleştirerek” okumaktır. “Şâh” yerine “şeh”, “nigâh” yerine “nigeh”, “mâh” yerine “meh”, denmesi gibi.
Hakka ki zîb ü zînet-i ikbâl ü câh idi
Şâh-ı Skender-sefer ü Dârâ-sipâh idi
Baki
“Mefûlü fâ’ilâtü mefâ’îlü fâ’ilün” kalıbıyla yazılan bu beyitin ikinci dizesinde geçen “Skender” sözcüğü as­lında “İskender”dir. Bu sözcük, kısaltılarak “Skender” biçiminde okunmalıdır.
Ol şeh-suvâr-ı mülk-i saâdet ki rahşına
Cevlan deminde arsa-i âlem gelirdi teng
Bakî
“Mefûlü fâ’ilâtü mefâ’îlü fâ’ilün” ölçüsüyle yazılan bu beyitin ilk dizesinde geçen “şeh-suvâr” sözcüğünün aslı “şâh-suvâr” biçiminde uzundur. Bu sözcük, incel­tilerek “şeh-suvâr” biçiminde okunur.

Aruz kalıplarının oluşumu:
Aruz kalıpları Arapça “feale” fiilinin farklı çekimlerinin belli sıralarla bir arada kullanılmasıyla oluşur. “Fa’lün, fe’ûlün, fâ’ilâtü, fâ’ilâtün, mefâ’ilün, mef’ûlün, mefâ’ilün, mefâ’îlün,”gibi sözcüklerin belli bir düzen için bir araya getirilir. Örneğin,
Nedim’in bir gazelinden alınan
Tahammül mülkünü yıktın Hulâgû Han mısın kâfir
Aman dünyâyı yaktın âteş-i sûzan mısın kâfir
dizeleri aruzun,
Mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün mefâ’îlün . —/.—/.—/..-. kalıbıyla yazılmıştır.

Takti: Aruz ölçüsüyle yazılmış şiirleri kalıplarına ayır­maya “takti” denir. Takti, dizelerdeki sözcüklere göre değil, hecelere göre yapılır. Kalıbın bir parçasına bir­den fazla sözcük rastlayabileceği gibi, kalıba göre sözcükler baştan, ortadan, sonlarından bölünebilir.
Haddeden geç / miş nezâket / yâl ü bâl ol / muş sana Mey süzülmüş / şîşeden rûh/ sâr-ı âl ol / muş sana
Fâ’ilâtün /fâ’ilâtün /fâ’ilâtün /fâ’ilün
Nedim’in bir gazelinden alınan bu dizeler, aruzun “fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün” kalıbıyla yazıldığı için parçalarına bu şekilde ayrılır.

b. Hece ölçüsü: Dizerlerdeki hece sayısının eşit ol­masına dayanan bir ölçü birimidir. Hece ölçüsüne par­mak hesabı da denmiştir. Türklerin, İslamiyet’i kabul etmelerinden önce de kullandıkları bir ölçü biçimidir. Hece ölçüsü bizim ulusal ölçü birimimizdir.
Hece ölçüsünde dizenin kendi içinde anlamlı bölümle­re ayrılmasına “durak” denir. Durak şiirde uyumu, ahengi sağlar. Hece ölçüsünde şiir, duraklarına ayrılır­ken sözcükler bölünmez. Şiirde sözcüğün bu duraklar­da bitmesi gerekir. Duraklar sözcük ortasında bitmez.
Dizedeki hece sayısı çift ise durak genellikle hece­leri eşit böler: 8 = 4+4.
Dizedeki hece sayısı tek ise genellikle hece sayısı çok olan durak ya da duraklar önde, hece
sayısı az olan durak sonda bulunur: 7 = 4+3,11 = 6+5, 11 = 4+4+3.
Beşli, altılı, yedili kimi zaman da sekizli kalıplarda durak olmadığı da olur.
Bahçelerde saz olur 7 hece
Gül açılır yaz olur 7 hece
Ben yârime gül demem 7 hece
Gülün ömrü az olur 7 hece
Bu dizeler hece ölçüsünün 4+3=7’li kalıbıyla söy­lenmiştir.
Ela gözlüm ben bu ilden gidersem (11 hece)
Zülfü perişanım kal melil melil (11 hece)
Kerem et aklından çıkarma beni (11 hece)
Ağla gözyaşını sil melil melil (11 hece)
Bu dörtlüğü oluşturan dizelerde hece sayısı eşittir. Her dize 6+5=11 heceden oluşmaktadır.
c. Serbest ölçü: Şiirde hiçbir ölçüye bağlı kalma­maktır. Serbest ölçü aslında şiirde ölçüsüzlüktür. Ede­biyatımızda Cumhuriyet Döneminde Orhan Veli ve ar­kadaşları serbest tarzda şiirler yazmışlar, bunun öncü­lüğünü yapmışlardır.
(6 hece) (7 hece) (8 hece) (6 hece) (1 hece)
ARACI
Denize inerdik
Ben yüzerdim o girmez
Rıhtımdan suya bakardı
Denizden çıkardım
Yok
Oktay Rıfat Horozcu
(5 hece) (9 hece) (8 hece) (5 hece) (8 hece) (11 hece) (8 hece)
AĞACIM
Mahallemizde
Senden başka ağaç olsaydı
Seni bu kadar sevmezdimolcu_nedir
Fakat eğer sen
Bizimle beraber
Kaydırak oynamasını bilseydin
Seni daha çok severdim
Orhan Veli Kanık
Bu dizelerin, hece sayısı ya da uzunluk kısalık bakı­mından denkliğinden söz edilemez.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir