KOKOSCHKA, Oskar KİMDİR?

KOKOSCHKA, Oskar
(1886-1980)

Avusturalyalı ressam ruhsal durumları ve duyguları yansıttığı dışavurumcu (ekspresyonist) resimleriyle tanınmıştır
1 Mart 1886’da Pöclarm’da doğdu. 1980’de öldü. 1904-1909 arasında Viyana Uygulamalı Sanatlar Okulu’nda Franz Cizek’in (1865-1946) öğrencisi oldu. Aynı yıllarda, Yeni Sanat (Art Nouveau) akımının Avusturya kolu olan Sezession’dan ve Gustave Klimt’den etkilendi. Yapıtlarının gördüğü sert tepki nedeniyle 1909’da Viyana’yı terk ederek İsviçre’ye gitti, burada ilk kez manzara üstüne çalıştı. 1910’da Berlin’e geçti. 1914’e değin resim çalışmaları yanı sıra illüstrasyonlar da yaptı.

1.dünya Savaşı’na katıldı.Ancak yaralanınca Berlin’e döndü. 1920’de Dresden Akademisi’ne girerek dört yıl öğretim görevlisi olarak çalıştı. Bunu izleyen yedi yıl çeşitli ülkelerde gezerek büyük boyutlu manzaralar, dışavurumcu portreler ve kent görünümleri yaptı. Yapıtları 1937’de Nasyonal Sosyalistler tarafından “ yoz sanat “ olarak nitelendirildi.1938’de Londra’ya kaçtı ve 1947’de İngiliz uyruğuna geçti. 1953’de Cenevre yakınlarına yerleşti.

Koskoschka’nın ilk dönem özellikle taş baskıları (litografi) A. Beardsley’in, Simgeciler’in (Sembolistler) ve Die Brücke’nin etkilerini yansıtır. 1906’dan sonra yaptığı natürmortlarında ve bir dizi portresinde psikolojik iç görü (psychological insight) vurgulamıştır. Bu portrelerde, dış vurumcu bir anlatım içinde kişilerinin ruhsal durumlarının yanı sıra kendi iç dünyasını da yansıtmıştır.Yaşamı boyunca Gelecekçilik (Fütürizm), Kübizm, Gerçeküstücülük gibi çağdaş akımlardan uzak kalmış, 1914 öncesinin Dışavurumculuk anlayışı çerçevesindeki kişisel üslubunu sürdürmüştür.

KANDINSY,Wassily

Rus asıllı alman ressam. Anlatımcı soyutlamanın (Ekspresif Abstraksiyon) öncülerinden ve en büyük temsilcilerindendir..
4 Aralık 1986’da Moskova’da doğdu,15 Aralık 1944’te Paris yakınlarında Nuily-sur Seine’de öldü..Çocukluğu Odessa’da geçti. 1866’da gittiği Moskova’da hukuk ve iktisat eğitimi gördü.Köylülerin yargılama geleneklerini görmek için gittiği yörelerde köylü sanatı ile ilgilendi. 1985’te Moskova’da açılan Fransız izlenimcileri (Empresyonistler) sergisindeki yapıtlardan etkilenerek ressam olmaya karar verdi.Bu amaçla gittiği Münih’te önce Yusoslav ressam Anton Azabenin (1862-1907) atölyesine devam etti sonra da Akademide Franz Von Stuck’un (1863-1928) yanında çalıştı. 1901’de Phalanx adlı grubu kurdu. Hollanda,Tunus ve İtalya’yı gezdi. Bir süre Paris yakınlarındaki sevres’de yaşadıktan sonra 1908’de Münih’e döndü 1909’da Alexey von Jawlensky ve Alfred Kubin’le (1977-1959) Yeni sanatçılar Birliği’ni (Neue Künstlervereinigung) kurdu. 1911’de Franz marc ile tanıştı ve Yeni Sanatçılar Birliği’nden ayrılan arkadaşları ile çağdaş alman sanatını büyük ölçüde etkileyen Der Blaue Reiter grubunu kurdu. 1914’te 1.Dünya Savaşı başlayınca Rusya’ya dönmek zorunda kaldı.
Kandinsky Sovyet Devrimi’ni izleyen ilk yıllarda çeşitli etkinliklerde bulundu.Halk eğitimi Komiserliğinin (Narkompros) Görsel Sanatçılar Bölümü’nde (İZO) ve Sanatb Kültürü Enstitüsü’nde (İnkhuk) görevler üstlendi.Ancak bu kurumlarda dönemlerde egemen olan yapımcılara (Konstrüktivistler) karşı, sanatta ruhsal değerleri savunduğu için önerdiği programlar geri çevrildi.Benzer bir program da uygulamaya sokulmadı.1921’de SSCB’den ayrıldı ve Almanya’da Weimar’a yerleşti. Aynı yıl Bauhaus Okulu’nda öğretmenliğe başladı. bu okul 1933’te Nasyonal Sosyalist yönetim tarafından kapatılıncaya değim bu görevini sürdürdü. Daha sonra Fransa’ya geçerek ölümüne değin Neuily-sur-Seine’de yaşadı.
Kandinsky’in ilk yapıtlarından 1900-1908 arasındakiler çeşitli doğa çalışmalarıdır.bunların bazısını doğrudan doğa karşısında gerçekleştirilmiş,bazısını ise gezdiği ülkelerden edindiği izlenimlerle sonradan yapmıştır.Üslupsal olarak hemen hemen tümü Foizm ve Dışavurumculuk (Eksresyonizm) gibi öncü sanat akımlarının etkisi altındadır.1908-1910 arasında,Bavyera’nın Murnau bölgesinden görüntüleri konu alan resimleri Kandisky’nin sanatında yeni ve özgün bir başlangıcı haber verir.Bundalarda Foizmin renkçilik anlayışı ile geleneksel Kuzey Dışavurumculuğu’nun etkileyici bir birleşimin arandığı izlenir.Doğa karşısında gerçekleştrilmiş olmalarına karşın,gerçek görüntüye bağlı olmayan biçimleri ve renk uyumlarının zenginliğiyle dikkati çekerler.Kandinsky’nin bundan sonraki üslupsal gelişimi üç döneme ayrılır 1910-1914 arasındaki ilk dönemlerde yeni tane büyük boyutlu Kompozisyon ve Kırk dolayında Doğaçlama yapmıştır.Bu döneminin ilk ürünleri büyük oranda soyut bir biçimcilik anlayışıyla belirğinlik kazanır.1910’da yaptığı bir suluboya soyut resmin ilk örneği sayılır. Öte yandan Komposizyonlar ve doğaçlamalar’dan bazısı figüratif öğeler içerirse de tümü ya tam anlamıyla soyut,ya da aşırı düzeyinde soyutlanmış bir biçimcilik anlayışına dayanır. Örneğin daha çok rus masal ve efsanelerinden kaynaklanan doğaçlamalar’ın tersine,Kompozisyonlar kendiliğinden bir davranışın yansıtıldığı anlık oluşumlar değildir bublar suluboya deseb yağlıboya taskaj vb gibi araştırma ve hazırlık ve araştırmalardan geçerek belli bir zaman süresinde gerçekleştirilmiş resimlerdir yine de biçimsek açıdan .Doğaçlamalar kadar taze ver canlıdırlar.
Kandisky’nin bu yıllarda yayımladığı Über Das Geistige in der Kunst (“Sanatta Tinsellik Üzerine”) adlı kitabı Komposizyonlar ve Doğaçlamalarda güttüğü estetik kaygıların bir açıklaması niteliğini taşır.Bu kitaba göre resmi yaratma istemi,evrenin yaradılışına benzer “kozmik” bir olaydır.Resim sanatçının içerdiği her biçim ya da renk onun içsel gereksinimlerinin esnek karşılığıdır.Kandinsky,buradan yola çıkarak birer “senfoni” gibi düşündüğü kompozisyonlarında zengin ve dengeli bir biçimsel sonuç elde etmeyi amaçlamıştır.
Kandisky’nin üslupsal gelişiminin ikinci dönemi Bauhaus’da geçirdiği yılları kapsar,Bu dönemin ürünleri “soğuk” olarak nitelendirilirse de,gerçekte akılcı bir davranışla ulaşılmış disiplinli bir biçimcilik anlayışı ortaya koyarlar.Bütünleriyle soyut bir komposizyon kuruluşu ile yabancı ve geometrik yapı
egemendir,Çoğunda,;Kandisky’nin en yetkin biçim olarak benimsediği “daire” motifi yinelenmiştir.
Paris dönemini olarak anılan son yapıtlarında Kandisky’nin geometrik üslubu giderek yumuşamıştır.Gene soyut bir biçimcilik anlayışının egemen olduğu bu resimlerde,Sibirya bozkırlarının halk sanatında kullanılan bezeme öğeleri ile bilinçaltından kaynaklanan biçimleri ,yarı geometrik,yarı süslemeci bitir anlayış içinde birleştirmeye yönelmiştir.alman dışavurumculuğunun düzensizlikleri ile Rus halk sanatı öğelerinin ve Fransız öncü (avangard) sanat akımından gelen bazı tutum ve biçimlerinin bir arada kullanılmasına dayanır.Bütün bunlar tanı anlamıyla yetkin bir bireşim oluştur masada,duygu ile düşüncenin ,ölçü ile sezginin,mantık ile imgenin bir anlamıyla yetkin bir biçimde bütünleştirilmesinin ürünleridir.Dışavurumculuk (Abstre Eskpresyonizm) olmak üzere soyut eğilimlerin büyük bir çoğunluğu için çıkış noktası olmuştur.

kokoschka

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir