SPONSORLU BAĞLANTILAR

HZ.NUH


HZ.NUH
SPONSORLU BAĞLANTILAR

HZ.NUH
Hazreti Nuh(s.a.s.),Hazreti Adem’den sonra kendisine risalet görevi verilen ilk peyamberdir.Hak yoluna davet için göderidiği insanlar,Hazreti Adem devrinden beri tanıtılmış olan yüce Mevla’yı unutmuşlar,gökteki yıldızlara tapmağa başlamışlardı.Bu arada gece görünen,gündüz kaybolan yıldızların yerini tutmak üzere onların adına putlar dikilmiş,yıldızların adlarını bu putlara vermişlerdi.Sayıları epeyce kabarık olduğu anlaşılan ve her biri birer yıldızı temsil eden ilahlar arsında en itibarlı olanları beş taneydi;”Vedd,Suva,Yeğus,Yeuk,Nesr”adıyla biliniyorlardı.Bu meşhur putların, cemiyet arasında pek sevilen ve sayılan insanlar adına dikildikleri rivayeti de var.O admlar üldükle- ri zaman bu putlar dikilmiş,hatıraları taze tutulmak istenilmiş fakat daha sonraki devirlerde ne için dikildiklerine bakılmamış ve birer ilah olarak değerlendirilmişlerdir.Hazreti Nuh,kavmine peygam- ber olarak gönderildiğinde onlara kendini nasıl tanıttı,ilk defa peygamber olduğunu nasıl ilan etti, bunu bilmiyoruz.Kur’an’da onun kavmine karşı söyledi

ği sözlerden bir kısmı yer almıştır.Fakat bütün bunlar,Hazreti Nuh ile kavmi arasında geçenlerin yüzde biri hatta bide biri bile değildi.Çün- kü tebliğ hayatının yüzyılları bulduğu bilinen bir peygamberle onun karşısında yer alan kavmi arasında pekçok ve çeşitli olayların geçmesi icabeder.Kur’an-ı Kerim bunlardan bir kısmını ibret alınması maksadıyla zikretmiştir.
Hazreti Nuh’un söylediği sözler arasında şu ifadeler var:
“Ey kavmim,muhakkak ki ben sizi,başınıza gelecek azabtan açıkça korkutan bir peygamberim. Allah’a kulluk edin,ona karşı saygılı olun,diye size hatırlatmak için gönderildim.Eğer iman ederseniz Allah sizin günahlarınızı bağışlar.Sizi azaba uğratmadan,takdir edilen bir müddete kadar geciktirir.Hiç şüphe yoktur ki Allah’ın takdir ettiği ecel geldiği zaman geciktirilmez.Keşke bilmiş olsaydınız.”
Hazreti Nuh (s.a.s.) sadece ibadet çerçevesi içinde kalan ve halk üzernde kurulu baskıya dokunmayan bir din getirmiş olsaydı önemli değildi.Ama o ayrıca insanları Allah’a karşı saygılı olmadığı çağırıyordu.Bunun pek tabii bir sonucu da,Allah’ın kullarına,Allah rızası için saygılı olmaktı.
Allah Taala kullarından bir kısmının,diğer bir kısım insanlar üzerinde haksız yere üstünlük sağlamalarına ve baskı kurmalarına,onlarıköle haline getirmelerine razı olmazdı.Gnderdiği dinin emir ve yasakları karşısında bütün insanların tarak dişleri gibi müsavi olmalarını,bu hükümlerin bütün insanlara eşit olarak uygulanmasını isterdi peygamber evladı da olsa ayrıcalık tanınması doğru değildi.Tanınırsa insanlara hayır ve iyilik getirmezdi.
Hazreti Nuh’un hak ve adalet ölçülerine dayalı olarak getirdiği din,öteden beri zulümle,haksızlıkla keyfinin istediği gibi yaşama derdinde olanların hoşlarına gitmedi.Artık fakirleri,kimsesizleri canlarının istediği gibi ezme imkanını bulmamayacaklar,hatta onları kardeş bileceklerdi.Karın tokluğuna ömür boyu çalışmağa mahkum ettikleri insanlar,bundan böyle kendileri kadar hakka sahip olacaklarsa bu din kendilerine bir şey veremeyecek,fakat pek çok şeyi alıp götürecekti.
Derhal karşı çıkmak ve halka gerçekleri(!)anlatmak lazımdı.Nitekim anlattılar.Söyledikleri sözler Kur’an’da böylece yer aldı:”peygamber olduğunu iddia eden bu adam,sizin gibi bir insandan başka bir şey değildir.Size karşı şereflenmek,üstünlük taslamak istiyor.Eğer Allah bir peygamber göndermeyi murat etseydi elbet bize melekleri indirirdi.Biz evvelki atalarımızdan bir insanın peygamber olarak gönderildiğini duymadık.Bu adam kendisinde delilik bulunan bir şahıstan başkası değildir.Öyle ise onu bir zamana kadar gözleyin”
Hazreti nuh onlar için Allah’ın en büyük nimetiydi.Düşünebilecekleri her nimet,Hazreti Nuh ile gelen nimet ve rahmetin yanında küçük kalırdı. Cenab-ı Mevla’nın sonsuz rahmetini o temsil ediyordu.Hidayet yolunu gösterme hakkı ona ait idi.Fakat geçici dünyanın iki günlük ağalığına ve saltanatına aldanan,şahsını diğer insanlardan üstün görerek nefsinin ve İblis’in kurduğu tuzaklara kapılan insanlar,hakkı kabul etmektense,hakkı batıl gibi göstermeyi daha hoş buluyor,bu uğurda başvurulacak her çeşit çareyi deneme yolunu tutuyor,Allah’ın peygamberine iftira etmeyi bile meşru sayıyordu.
Hazreti Nuh,toplu halde bulunduğu insanlara Allah’ın bildiğini anlattı.Putların birer cansız varlık olduklarını hatırlattı.Kendisinin Allah tarafından gönderilen “güvenilir,emniyet edilir bir peygamber”olduğunu bildirdi.Getirdiği dinin hükümlerini,Allah Teala’nın kendilerinden neleri istediğini anlattı.Bazan onları birer birer ziyaret ederek getirdiği dinden bahsetti.Putların birer cansız varlıklar olduklarını,kainatı yaratan Yüce Mevla’nın kudret ve azametini,Allah’a şirk koşmanın insan haysiyetine yakışmayacağını,insan gibi şerefli bir varlığın taş ve ağaç parçaları karşısında eğilmemesi lazım geldiğini söyledi.
Gerek toplu haldeyken yapılan tebliğler,gerekse fert fert dolaşarak yapılan açıklamalar bir fayda te’min etmedi.Adamlar Hazreti Nuh’un sözlerini dinlemekle kaldılar,cevap vermediler.Sanki duymamış,karşılarına kimse konuşmamış gibiydiler.Yıllar yılı yapılan davet ve Allah’ın dinini anlatış kimseye fayda vermiyor,”evet ey Nuh,ben inandım ki sen Allah’ın peygamberisin,söylediklerinde geçektir”diyen kimse çıkmıyordu.
Ardı ardına gelip geçen bahar mevsimleri,kış mevsimlerinde çırılçıplak kalan ağaçlara her yıl bir daha can getirdi.Ölmüş zannedilentoprak yeniden dirildi,yeniden yeşerdi.Fakat hak sözü işitmemeğe azmetmiş kulaklar,Hazreti (a.s.)’in iman dolu,rahmet dolu sesini duymadı,duymak istemedi.Görünüşte birer insan olan bu varlıkların kalblerinde iman tohumları bir türlü yeşermedi. Hazreti Nuh’tan daha doğru sözlü kimseyi bulamazlardı,fakat ona yalancı damgasını vurmadıkları gün olmadı.
Hazreti Nuh söz söyleyecek oldu mu parmaklar kulaklara uzandı ve tıkadı sesini duymamak için.Elbiseler başlara çekildi.Kibirli kibirli bakışlarla Hazreti Nuh’u süzerek;deli,deli diye haykırarak defolup gittiler,yahut sususturmağa çalıştılar.
İhtimal ki onlar Hz.Nuh’tan olmayacak şeyler istiyorlardı.Bu sebeplerdir ki Hazreti Nuh’un onlara şu sözleri söylediği de Kur’an’da yer aldı:”Ben size,Allah’ın hazineleri benim yanımdadır demiyorum.Ben gaybı bilmem.Ben melek olduğumu da söylemiyorum.Gözlerinizin hor gördüğünüz kimseler hakkında,Allah onlara bir hayır vermeyecektir de demem.Onların kalblerinde bulunanı en iyi bilen Allah’tır.Eğer ben bu gibi sözleri söylersem o takdirde zalimlerden olurum.”
Dediler ki:
“-Ey Nuh bizimle ciddi şekilde uğraştın ve pek çok mücadele ettin.Eğer sözünde sadık insanlardan isen,bize vaadet ettiğin azabı getir.”
Hazreti Nuh,onların bu tekliflerine karşı,yüksek şahsiyetine yakışan şu sözleri söyledi:
“-Onu size dilerse Allah getirir.Azabı getirdiği takdirde ise onu aciz bırakıcak değilsiniz.Eğer Allah sizi mahvetmeyi dilemişse,ben sizin iyiliğinizi arzu etmiş bile olsam,bu samimi dileğim size bir fayda vermez.O sizin Rabbinizdir.Siz de ona döndürüleceksiniz .”
“-Ey Nuh,eğer sen bu davadan vazgeçezsen muhakkak taşa tutulanlardan olacaksın.”
Hazreti Nuh(a.s.)’in yüzyılları bulan daveti ve bu davet karşılığında kavminin davranışı özet olarak bu çerçeve içinde kalmıştı.Kur’an ona iman edenlerin sayısını “az” kelimesiyle ifade ediyor.Kesin olmamakla beraber Nuh kavmine göre az bir miktar demektir.
Hazreti Nuh(a.s.)’in dokuz yüz elli yılı bulan hayatının büyük bir kısmı,kavmini hak yoluna davetle,Allah’ın dinini tanıtmakla ve batıla karşı mücadeleye geçmiş fakat hiç de parlak bir netice alınmamıştı.

3 Mayıs 2013 Saat : 2:29
  DİN

HZ.NUH Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed
SPONSORLU BAĞLANTILAR

RÜYA TABİRLERİ

ruya_tabiri
Ödev Ödev