Hikayeci Nedir?

Hikayeci
Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli problemlerini hayat çerçevesinden görmek ve yaşamak zorundadır. Bu bakımdan görüşleri daha duyurucudur: İyi bir kompozisyonun, hikayeyi başarılı kılan öğelerden biri olduğu şüphesizdir. İyi hikayeci, bir romancı da olduğu gibi, birkaç yaşantısını bir konu içinde birleştirir yada bir olayı alır genişletir, ona kendi yaşantılarını ekler.
Hikayeci; yazısı ile okuyucunun arasına girebilmeli; yarattığı kişilerin olanaklarını ölçüp biçtikten sonra, gerçeğe uygun olarak onları hareket ettirmelidir. İçinde yaşadığı toplumun durumunu iyi bilmeyen, insanı iyi tanımayan bir kimse iyi hikayeci olamaz.
Hikaye, başlı başına bir kompozisyon türü olmasına rağmen, hikayeciyi romana götüren bir yol da sayılmaktadır. gerçek hikayeci ise, kendi yazı çeşidini diğer nesir türlerinden üstün tutmak zorundadır. Küçük hikaye yazmak için, çok düşünmek, çok çalışmak gerekmektedir.
Hikayeci; kişilerini, onların çeşitli yaşantılarını duymak, görmek ve yaşamak gerekliliği içerisindedir. Erskine Caldwell şöyle der: “Hikaye ve romanların hepsinin maksadı, insanların içine bakacakları bir ayna tutmaktır.”
Hikaye, ne fazla ne de eksik olmalıdır. Hikayeci, hikayesinin ilk cümlesini yazarken, son cümlesinin aşağı yukarı ne olabileceğini düşünmüş olmalıdır. Olayın muhtevasının tahammülü hesaplanmalı; okuyucunun ilgisini dağıtacak gereksiz ayrıntılar atılmalıdır.
“Hikâyeye az kelime ile çok anlam sıkıştırılabilir. Güzel yazılmış bir hikaye, değer bilenler için bir ziyafet; güç beğenenler için bir doyurmadır. Hikaye bir iksir, bir özettir. An atole FRANCE”, “Hikayede, bir öğretme, gizli ve paralel bir gelişme, derin bir konunun bir insan özelliğinin canlandırılması gerekir. La VARENDE”, “Hikaye; romanın durduğu yerde başlar. Hikaye, olaylarla ilişki kurmak değil, olayların ta kendisidir. Hikaye, geleceğe yönelmiş bir olaydır. Olayların büyüleyici gücü, hikayenin de kendini gerçekleştirmesine omuz verir. Maurece BLANCHOT”, “Hikaye; insan yaşamında büyük bir bölüm, anlık duygulanmadır. Rasih GÜRAN”, “Küçük hikayenin üç büyük ustası vardır: Maupassant, Çehov ve Sebahattin Ali. Georgi KARASLAVOF”, “Şunu kesin olarak söyleyebilirim; Çehov olmasaydı, dünyada hikaye başka türlü oludu. Lev NİKULİN”,”Yeni hikaye başlangıçta bir öykünmeden değil, eski hikayenin tıkanmasından doğmuştur. Şiirimiz gibi, yeni hikayemiz de çıkışını Batı edebiyatından almamıştır. Cemal SÜREYYA”.
“Hikayeci, her şey den önce dikkatini hayatta rastladığı gerçek insanlar üzerine çeviren ve onlar arasında tip, karakter ve dayanış farklarının en ince çizgilerine kadar ayırt edebilen insan demektir. Mehmet KAPLAN” “Hikayeci; eylemiyle ve birikimiyle toplumundan beslenirse, tükenmek kaygısı duymaz. Bu nedenle de hikaye yalın ve yoğun olur. Hikayecinin başka bir görevi de hikayesinde anlatmak istediğini , sıkmadan okuyucunun beynine yerleştirmek ve sonra konuyu ateşlemektir. Yani konu, birçok ham maddeden meydana gelmiş bir dinamit gibi olmalı. Ancak dinamit, beyne yerleştirildikten sonra ateşlendiğinde, okuyucunun okuma zahmetine karşılık, akılda durmadan büyüyen bir düşünce çağı meydana getirmeli. Bekir YILDIZ”, “Kısa hikaye yazarı, büyük bir meydan savaşında yer alan bir er değildir. O geniş cepheli bir savaşın adsız çarpışmalarına katılan bir çetecidir. Toplumun kıyısında durur, silik insanlarıyla uğraşır. Frank O’CONNOR.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir