HALK OZANLARI GELENEĞİ

HALK OZANLARI GELENEĞİ

Türk Milletinin milli benliği, ozanlık geleneğine çok yatkındır. Bu insanların daha çok doğa ile içli dışlı oldukları göze çarpmaktadır. Küçük yaşta ozanlıkla ilgili geniş bir eğitim almadığı halde, tabiatlarının bu işe yatkın oluşları ve küçük yaşta ellerine aldıkları sazlarla ozanlığa başlamaları, toplum arasında bir çok şair ve ozanın ortaya çıkmasına sebep olmuştur. Bunlar arasında meşhur olanlar şunlardır: Şair Kami, Şair Ayni, Şair Kenzi, Şair Niyazi ve Şair Gufrani’dir.

ŞAİR KAMI: Asıl adı Mehmet Çelebi olan Kami, çok iyi tahsil yapmış; devrin ünlü alimi Zenbilli Ali Efendi’den icazet almıştır. Bu nedenle Rumeli’nin Ahravi ve bazı kasabalarında kadılık yapmıştır.

Şiir ve edebiyata büyük yeteneği olan Mehmet Çelebi şiir ve gazellerini “Kami” rumuzuyla yazması nedeniyle halk arasında Kami adıyla şöhret bulmuştur.

Aşık Çelebi tezkeresinde, şair Kami’yi şöyle över:

“Devri mazharda, Gül ve Peyker de fuzuli idi. Amma, sireti suretine galip olan Kami’nin. musahabetini işiten sohbetine talip olurdu.”

Kami’nin “Yusuf ve Züleyha” ve “Hüsn ve Baha” adıyla iki eseri vardır. Dilimize darb-ı mesel olarak söylenen şu beyit de Kami’nin bir hatırasıdır:

Güle guş ettirmez, boş yere bülbül inler
Varak-ı mihr-i vefayı kim okur, kim dinler.

Kami, 1545 yılında ölmüştür.

ŞAİR AYNİ: Şair Ayni, aslen Türkistan’ın Türmüş kasabasındandır. Karaman’a ne zaman geldiği kesin olarak bilinmemekle birlikte, 1470-1500 yılları arasında Karaman’da yaşadığı anlaşılmaktadır. Osmanlılarla Karamanoğulları’nın mücadele yıllarında, Karamanoğlu Beylerine karşı büyük bir bağlılık göstermiştir. Şair Ayni, bestekardır; mutasavvıftır ve astronomi ilmine aşinadır. Şairin kendi el yazması bir divanı da vardır. Bu divan Konya Dergahı Kütüphanesi’ndedir. 1949 yılında Merhum Edip Ali Baskı kitabı ortaya çıkarmış ve neşretmiştir.

ŞAİR KENZİ: 19 yy. Karaman halk şairlerinden olan Kenzi’nin asıl adı Kerem veya Ke-rim’dir. Şiire olan kabiliyetinden dolayı eline aldığı sazı ile aşıklar kervanına katılmıştır.
Nişanlandığı kızın vefasızlık edip ayrılması ile kendini tamamen aşıklığa vermiş; ölünceye kadar bir daha evlenmemiştir. Ufak ve narin yapılı bir zatdır. Kenzi’nin derli toplu bir divanı yoktur. 1880’li yıllarda vefat etmiştir.

Kenzi’den bir Taşlama örneği;

Bir gün ol hl-i hay tin ki, mematı bulacak
Açılan gonca-i rnları hüsnün solacak
Böyle dil mülkünü tahrip ile halin nolacak

Bu meseldir, fukara kalbine her kim dokuna
Dokunanın dokunur tahrip ile halin nolacak

Kenzi’den bir Semai örneği;

Kenzi söyler bu lemin esen havasından
Lezzet aldık aşk İlinin böyle nevsmdan
Tehi dest sanır bizleri zahid riysından
Aşk Sultanı Sarayı’na boş el ile girilmez.

ŞAİR NÎZMİ: Şair Nizmi aslen Buhara’lıdır ve Raşit Çelebi adında bir zatın oğludur. Şair Nizami, babasının ihtiyarlık döneminde dünyaya gelmiştir. Babası 1445 yılında vefat ettiği zaman, memleketinde kalmayarak katıldığı bir kervanla, Anadolu’ya gelmiş; Larende’de, Karamanoğlu II.Mehmet Bey zamanında ikamet etmiştir.

Nizmi, çeşitli ilim kolları üzerinde, Larende alimlerinden dersler okumuştur. Aslen Türkis-tanlı’dır. Farsça’yı çok iyi bildiği için, edebiyata eğilmiş ve şiirler yazmaya başlamıştır. Bu arada bir dilbere aşık olmuş, sevgilisine şiirler yazıp avunmuştur. Tam bu sırada, Fatih Sultan Meh-met’den, Karaman Beyi’ne gelen bir mektupta, Fatih, Şairi İstanbul’a davet etmiştir. Bu davete uyup, İstanbul’a giden şair. bir tarafta sevgilisinden ayrılık sebebi, bir taraftan da padişahın huzurunda ne yapacağı endişesi ile, 1473 yılında, 28 yaşında iken ölmüştür. “Behram ve Gülendam” adlı şiir kitabı vardır.

GUFRANI: İlimize bağlı Başkışla köyünde 1864 yılında dünyaya gelen Gufrani’nin asıl adı Durmuş Ali’dir. Babası köyün ağalarından, Ferhat oğullarından Mehmet Ali Ağa’dır. İlkokul tahsilini , köyündeki “Sıbyan Mektebi’nde” yapmıştır. Daha sonra Karaman’a gelerek; bugünkü Kale İlkokulu’nun bulunduğu yerdeki Hacı İshak Medresesi’ne devam eder. Bir müddet bu medresede tahsil gördükten sonra, eline bir saz alır; sazla birlikte, Gufrani mahlası ile şiirler söylemeye başlar. İbn-ül Emin M.Kemal “Son Asır Türk Şairleri” adlı eserinde, Gufrani hakkında “Nükte ile Hicvi birleştirmiş zeki bir edası vardır. Son zamanlarda yetişen saz şairlerimizden en olgunu olarak gösterilebilir” demektedir.

Hayatında dört defa evlenmiş olan Gufrani, ömrünü Karaman merkez Koçakdede mahelle-sinde geçirmiştir. Gösterişten hoşlanmayan, sakin ve çekingen tabiatlı olan Gufrani’nin şiirleri, çeşitli nedenlerle tam olarak ortaya cıkarılamamıştır.Araştırmacı yazar D.Ali GÜLCAN “Karamanlı Halk Ozanlarından Gufrani ve Kenzi” adlı eserinde Gufrani’nin şiirlerini derlemiş, bir kitap haline getirmiştir.Selçuk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof .Dr.Saim Sa-kaoğlu Gufrani ile ilgili yeni bir eser hazırlamıştır. Gufrani, 62 yaşında iken 1926 yılında vefat etmiştir.

HOTTUOĞLU: Gerçek ismi Ali’dir. 1863 yılında Karaman’ın Çukurköyü’nde doğmuştur. Hottuoğlu; olaylar karşısında çok güzel koşmalar ve destanlar söyleyen, değerli bir şairdir. Aynı zamanda, yaşadığı zamanın tiyatro ile uğraşan bir kişisi idi. Toplantılarda, çok güzel seyirlik oyunları oynardı . Sanatçının eserleri, günümüze ne yazık ki ulaşamamıştır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir