Edebiyatta Mit Nedir

SPONSORLU BAĞLANTILAR

Edebiyatta Mit Nedir
Mit kutsal bir öyküyü anlatır; en eski zamanda, “başlangıçtaki” masallara özgü zamanda olup bitmiş bir olayı anlatır. Başlangıç; evrenin ve alemin yaratılışıdır.

Mitin sınırları: Olay, mekan ve zamandır.

Mekan, kozmik alem; zaman ise kozmik zamandır. Kozmik ise; İslâm’a göre ruhların yaratıldığı andır.

· Tanrılar ve yarı tanrılar mitin ana kahramanlarıdır.
· Mit, doğaüstü varlıkların eylemlerinin öyküsünü oluşturur.
· Bu öykü kesinlikle gerçek ve kutsal olarak kabul edilir.
· Mit her zaman için yaratılışla ilgilidir.

1. Mit, kutsal bir anlatıdır.

2. Simgesel ve kutsal bir ağırlığı vardır.

3. İlk insanın dünyayı yaratanlara kendisini anlamlandırmak için sorduğu neden ve nasıllara, o dönemin şartları içerisinde cevap vermişlerdir.

4. Mitlerin kahramanları ilahlar, ilaheler ve yarı-tanrılardır.

5. Mitlerde zaman ve mekan kozmiktir. Haritada ve bildiğimiz bir zaman diliminde açıklanamaz, gösterilemez.

6. Mit, her zaman bir yaratılışla ilgilidir. Bir şeyin hayata nasıl geçtiğini ya da bir davranışın, bir kurumun, bir çalışma biçiminin nasıl yaratıldığını, oluştuğunu anlatır.

7. İnsanlar miti bilmekle, onu çözmekle nesnelerin kökenini de bilir. Burada dıştan soyut bir bilgi söz konusu değil, yaşanılan bir bilgi söz konusudur.

8. Mitler, gerçek anlamlarını ancak içinden çıktıkları topluluk içinde bulurlar. İçerdikleri sembollerin ancak yaşadıkları toplumun sosyal, kültürel ve ekonomik yapısında birebir karşılıkları vardır. Sadece o toplum içinde anlaşılırlar. Diğer toplumlarda sembollerin dili çözülemediğinden dolayı mitin anlamı verdiği mesaj anlaşılamaz ve mit gerçekdışı bir görünüm verir. Kısacası mit, doğduğu toplumda yaşar ve mesajları algılanır.

9. Mitin ihtiyar toplumlarda vazgeçilemez bir yeri vardır; inanışları dile getirir. Ahlak ilkelerini savunur, onları kabul ettirir. Demek ki mit, yaşadığı toplumda sürekli olarak başvurulacak olan, yaşanılan bir gerçektir. Soyut bir kuram ve imgeler göstergesi değil, ilkel bir dinin ve pratik bilginin gerçek anlamda düzenlenmesidir.

10.20. asır tarihçileri ve dilbilimcileri mitolojiler ve dinler arasında güçlü benzerliklerin var olduğuna dikkat çekmektedir.

Mitler üç gruba ayrılır:
1. Tabiat olaylarını, hayvanların kökenini, töreleri, örf ve adetleri anlatan mitler.
2. Tarihi olayları açıklayıcı nitelikte olan mitler.
3. Sadece maceraları anlatan, eğlendirici nitelikte olan mitler.

Mitlerin kategorileri
Eskatoloji: İnsanın ve dünyanın geleceğini konu edinen mitlerdir. Örneğin: Tufan, kıyamet mitleri.

Kozmogoni: Evrenin nasıl oluştuğunu anlatan mitlerdir.

Teogoni: Tanrıların nereden geldiklerini anlatan mitlerdir.

Antropogomi: İnsanların nereden geldiklerini ya da nasıl oluştuklarını anlatan mitlerdir.

DESTAN
Toplumun bütün bireylerini doğrudan ilgilendiren ya da etkileyen herhangi bir olayı, sanat ve estetik kaygı taşıyan, zamanla değişime uğrayabilen, toplumun geçtiği kültürel süreçleri bünyesinde taşıyan kahramanlık konulu metinlerdir.

Türk destanlarında görülen örnek tip “Alp” tipidir. Oğuz kağan destanında bu tipin en idealine rastlanılmaktadır.

Oğuz Kağan destanında, Oğuz’un hayatının başlıca merhaleleri: Doğumu, gençliği, savaşları, oğulları arasında ülkesini paylaştırması, ölümüne yakın zamanları arka arkaya verilmiştir.

Destanda hayatın başlıca safhaları arasında sıkı bir ilişki vardır. Onların hepsini birbirine bağlayan temel kavram yiğitlik, kahramanlık ve cihangirlik fikridir. Bunların da temelinde kuvvet ve hareket fikri yatar.

Oğuz’un temposu son derece süratlidir. Bu sürat, normal çocukluk zamanını birdenbire aşmasının sebebidir. Oğuz, bir an önce yiğit olmak istemektedir. Eski Türk toplumunda çocuk kuvvetli ve cesur olduğunu ispat ettikten sonra azalır ve sosyal bir şahsiyet haline gelir. Oğuz, hayatının hiçbir anında geçmişe dönmeyen, bilakis ondan uzaklaşan bir şahsiyettir.

Oğuz’da oğullarının gerçekleştireceği bir ideal vardır. O da cihanın ele geçirilmesi fikridir. Sürat ve hareket destanın esasını oluşturmaktadır. Oğuz’un ideali bütün dünyayı hatta kainatı ele geçirmektir. “Daha deniz daha müren” mısraları Oğuz Kağan’ın ruhuna hakim olan cihangirlik idealinin en açık ispatıdır. Oğuz Kağan ele geçirdiği topraklarda durmaz. Onun için önemli olan sahip olmak değil, ele geçirmek; daha doğrusu yenmek, zafer kazanmaktır.

Destandaki mekan durulan değil aşılan mekandır. Oğuz Kağan durgun, içe dönük insan tipinin tam zıttıdır. Oğuz Kağan’ın varlığından taşan kuvvet onu dışa doğru iter.

Kısacası Alp, Türk destanlarının ve olayların merkezinde duran bir kahramandır. Alpler kendi tutkularının üzerinde millet namına bir hedefin savunucusu konumundadırlar. Millet ve kahraman bir hedefe ulaşabilmek için bütün halinde hareket ederler. Bu ülkü ve hedef:

a. Milletin istiklalini ve hürriyetini korumaya yöneliktir.
b. Destan kahramanı, toplumun hayat anlayışını kişiliğine yansıtır ve yaşatır.
c. Devleti yüceltme, destanların genel karakterini oluşturur.

Destan kahramanı millet anlayışının kişilik kazandırdığı bir tiptir. Genellikle Alp veya Alpgazi kavramı ile vasıflandırılan bu kahraman, millete, topluma mâl olmuş bir şahsiyettir. Destanlardaki kadın ise, destan kahramanlığının kişiliğini tamamlayan, ona kişilik ve güç kazandıran ideal bir tip özelliği taşır. Destanda kadın hiçbir zaman bir iç çekişmenin sebebi olmamıştır.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir


*

Ödev Ödev