Deyimlerin özellikleri nedir?

Deyimlerin özellikleri

a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.

Meselâ “yüzün ak olsun” yerine “yüzün beyaz olsun” denilemez,
“ocağına incir ağacı dikmek” yerine “ocağına çam ağacı dikmek” denilemez,
“ayıkla pirincin taşını” yerine “ayıkla bulgurun taşını” denilemez,
“dilinin altındaki baklayı çıkar” yerine “dilinin altındaki şekeri çıkar” denilemez,
“tüyleri diken diken ol-” yerine “kılları diken diken ol-” denemez.
Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.

Araya başka kelimeler girebilir:
“Başını derde sokmak” Başını son günlerde hep derde soktu.

b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar:
“dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”

1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:

bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,
can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,
pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,
kafayı ye-, aklı alma-,
akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,
bel bağla-, çenesi düş-,
göze gir-, dara düş-,

2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.

Yorgan gitti, kavga bitti.
Dostlar alışverişte görsün,
Çoğu gitti azı kaldı,
Atı alan Üsküdar’ı geçti,
Tut kelin perçeminden,
Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.
Ne şiş yansın ne kebap

c) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır.

abayı yakmak, hapı yutmak, ne şiş yansın ne kebap…

Bazı deyimler ise kendi anlamlarından çıkmamışlardır:

Çoğu gitti azı kaldı, adet yerini bulsun, canı sağ olsun ..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir