Bitki ve Hayvanların Yeryüzündeki Dağılımını Etkileyen Faktörler

Bitki ve Hayvanların Yeryüzündeki Dağılımını Etkileyen Faktörler

Bitki ve hayvanların yeryüzündeki dağılımı küresel iklim özellikleri tarafından belirlenir. Bir bölgede yetişen bitki ve o bölgede bulunan hayvan toplulukları bölgenin iklim koşullarına bağlıdır. Her iklim bölgesinin yağış ve sıcaklık koşulları farklı olduğu için bölgelere uyum sağlayan bitki ve hayvan türleri de farklıdır. Örneğin Akdeniz ikliminde kızılçam ve maki toplulukları gelişir. Kı-zılçam ve maki bitki örtüsü bazı hayvan topluluklarının yaşama alanını oluşturur. Ayrıca kara parçalarının büyüklüğü, okyanus akıntıları bitki ve hayvanların dağılımında rol oynar.
Kıta büyüklüğünde olan kara kütleleri oldukça geniştir ve bu durumdaki kara parçalarının iç kısımlarında kalan alanlar, denizden veya okyanustan çok uzaktır, bu nedenle denizden gelen nemli rüzgârları alamazlar ve bu bölgede kurak iklim koşulları ortaya çıkar. Okyanus akıntıları da iklimi etkileyerek dünyadaki bitki ve hayvanların dağılımında belirleyici rol oynar.
Sıradağların yağış almayan arka bölgelerinde kalan alanlarda kurak bir iklim hakimdir. Buralarda kurak iklim nedeniyle yaşayan bitki ve hayvan türlerinde azalmalar görülür.

Dünyada ve üzerinde yaşayan canlılarda sürekli bir değişim gözlenir. Örneğin Avustralya bölgesi dünyanın büyük kara kütleleri arasında farklı tür bileşimine sahiptir. Avustralya’da yaşayan kanguru, koala gibi hayvanlar başka bölgelerde bulunmazken dünyanın diğer bölgelerinde yaygın olan pek çok hayvan da Avustralya’da bulunmaz. Kurak olan iç kısımlarında seyrek çöl bitkileri ve fundalık alanlar vardır. Yağmurun artmasıyla bitki örtüsü çalılıklardan ormanlara dönüşür.
Bitki ve hayvan türlerinin geçmişte ve günümüzdeki dağılışını inceleyen biyocoğrafya, organizmaların coğrafik dağılışını, bu dağılışın hangi faktörler tarafından sınırlandırıldığını inceler.
Canlıların coğrafik dağlımını etkileyen faktörler; türün dağılımı, davranış ve habitat seçimi, biyotik ve abiyotik faktörlerdir.
1. Türün Dağılımı
Canlı türleri uygun yaşam koşullarında bulundukları alanı terk etmeme eğilimi gösterir. Koşullar bir türün yaşaması ve üremesi için elverişsiz hâle geldiğinde ise türler uygun yaşam alanlarına dağılım gösterir.
Türün dağılımı, bir organizmanın bulunduğu alandan, üreye-bileceği başka alanlara gitmesidir.
Türlerin yeni alanlara dağılabilmeleri onların çevre değişiklikleri karşısında varlıklarını sürdürebilmelerini sağlamıştır. Bazı türler dağılımı gerçekleştirmek için çeşitli uyumlara sahiptir. Meyve ve tohumların rüzgâr, su ve çeşitli hayvanlar yardımıyla taşınması; böceklerin yaşamlarının bir bölümünde kanatlı bir dönem geçirmeleri bu uyumlara örnek olabilir.
Türle dağılım gösterirken karşılaşabilecekleri tehlikeler çok fazladır ve bu nedenle dağılıma uğrayan bireylerde ölüm oranı yüksektir. Örneğin hareket eden bir canlı her zaman avlanma tehlikesi altındadır. Bütün tehlikelere rağmen dağılım gerçekleşirse türün hayatta kalma ve üreme oranı artar; besin, çiftleşme vb. için görülen tür içi rekabet azalır.
2. Davranış ve Habitat Seçimi
Canlı türleri kendi yaşam şartlarına uygun alanlarda dağılım gösterir. Coğrafi şartların değişmesi, besin kaynaklarının azalması ve hastalıkların artması durumunda canlılar ya yeni duruma uyum sağlamaya çalışır ya da uygun yaşam koşullarının bulunduğu alanlara göç eder. Örneğin Kuzey Amerika dağlarındaki geyikler ve dağ keçileri olumsuz iklim şartları ve beslenme nedeniyle daha alçak bölgelerdeki ormanlara yönelirler. Yeni koşullara uyum sağlamayı başaramayan veya göç edemeyen türlerin nesilleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalır.
3. Biyotik Faktörler
Hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve mikroorganizmalar canlı çevreyi oluşturur ve bunlar biyotik faktörler olarak adlandırılır. Her canlı, çevrenin diğer ögeleriyle doğrudan ya da dolaylı ilişkide olduğu için biyotik faktörler bitki ve hayvanların yeryüzündeki dağılımında oldukça etkilidir. Örneğin bazı deniz ekosistemlerinde, deniz kestanesi yoğunluğuyla deniz yosunu yoğunluğu arasında çoğunlukla ters ilişki vardır. Deniz yosunu üzerinde beslenen deniz kestanelerinin yaygın olduğu yerlere deniz yosunu yerleşerek çoğalamaz Böylece deniz yosununun lokal yağılışı deniz kestaneleri tarafından sınırlandırılımış olur.
Bir türün bireyleriyle diğer organizmalar arasında avlanma, hastalık, rekabet, parazitlik gibi olumsuz etkileşimler ya da mutu-alizm, kommensalizm gibi olumlu etkileşimler olabilir. Bu durumda türün yeni ortama uyum sağlamasında ortamın biyoçeşitliliği önemli rol oynar.
4. Abiyotik Faktörler
Küresel anlamda organizmaların coğrafik dağılışları abiyotik faktörlerlerin etkisindedir. Bu faktörler sıcaklık, su, güneş ışığı, rüzgâr, kayalar ve topraktaki bölgesel farklılıklardır.
Sıcaklık: Canlılar büyümek ve gelişmek için belirli sıcaklık de-ğerlerine ihtiyaç duyar. Bu nedenle sıcaklık canlıların dağılımını bekleyen önemli bir faktördür. Ekvatordan kutuplara doğru gidildikçe sıcaklık azalır. Sıcaklıktaki bu değişim dünyadaki doğal bitki kuşaklarının meydana gelmesini sağlar. Örneğin Güney Yarım Küre, Antartika, Kuzey Yarım Küre ve Grönland’da kutup iklimi etkilidir. Sıcaklık sürekli 00C’un altında olduğu için buralarda ancak soğuğa ve kuraklığa uyum sağlayan küçük boylu çalılar, otlar ve yosunlar yetişebilir. Sonuç olarak sıcaklık canlıların dağılımı ve biyoçeşitlilik üzerinde etkilidir.
Su: Bitkiler ihtiyaç duydukları suyu, havanın ve toprağın neminden elde eder. Toprağın nemini yağışlar sağlar. Bu bakımdan yağış, bitkilerin dağılımını doğrudan kontrol eden bir faktördür. Yağış miktarının fazla olduğu Ekvatoral bölgede tropik yağmur ormanları yer alırken yağış miktarının iyice azaldığı çöllerde kaktüsler dışında bitkilere pek rastlanmaz. Gerek tropikal yağmur ormanlarında gerekse çöllerde yaşayan organizmalar bu ortamlara uyum sağlamıştır.
Güneş ışığı: Güneş ışığı hemen hemen tüm ekosistemlerin sürekliliği için gerekli enerjiyi sağlar. Işık şiddeti, karasal yaşam ortamında bitki gelişmesini etkileyen faktörlerdendir. Bu nedenle ormandaki ağaçların yarattığı gölge, orman tabanında yetişen canlılar arasında rekabetin oluşmasına yol açar. Bu durum canlıların dağılımını etkiler.
Sucul yaşama ortamlarında, ışığın şiddeti ve kalitesi fotosentez yapan organizmaların dağılışını sınırlar. Sucul ortamda fotosentez genellikle suyun yüzeyine yakın bölgelerde daha yoğun gerçekleşir. Suyun derinliklerine doğru ışık seviyesi gittikçe azaldığından fotosentez hızı da düşer. Bunun sonucunda fotosentez yapan canlı sayısı azalır.
Rüzgâr: Rüzgâr, hayvanlardaki ve bitkilerdeki terlemeyi artırarak organizmaların su kaybına neden olurken ortamın soğumasını sağlayarak çevre sıcaklığının organizmalar üzerindeki etkisini artırır. Ayrıca ağacın rüzgâr alan bölümündeki dalların büyümesini engellemek suretiyle bitkinin şekli üzerinde de etkilidir.
Toprak: Toprağın pH’si, mineral bileşimi, nemi, sıcaklığı, barındırdığı organizmalar bitkilerin ve bitkilerle beslenen canlıların coğrafik dağılışını sınırlar. Örneğin kalkerli topraklar üzerinde kolaylıkla dağılış gösteren bazı bitkiler, silisli topraklar üzerinde seyrekleşir ya da yok olur. Salyangozlar, kireçli toprakların olduğu alanlarda daha yoğunken volkanik topraklarda az bulunur. Tuzlu topraklara uyum sağlamış bitkiler diğer topraklarda görülmez. Deniz tabanının üzerindeki maddelerin yapısı burada yaşayan canlıların dağılımını belirler.

Bitki ve Hayvanların Yeryüzündeki Dağılımını Etkileyen Faktörler

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir