BECKMANN, Max KİMDİR?

BECKMANN, Max

Alman ressam. Kendine özgü bir Dışavuruşculuk içinde düşünsel yanı ağır basan bir
içinde düşünsel yanı ağır bir resim anlayışı geliştirilmiştir.(Expresyolizm)

Leipzig’te doğdu. 1900-1902 arasında tutucu nitelikteki Weimar Akademisi’nde resim eğitimi gördü. Sanatsal ufkunu genişletmek için 1903’te Paris’e gitti. Özellikle Fransız ve İtalyan Primitifleri ile ilgilenerek bu sanatçılardan çeşitli kopyalar yaptı. 1905’te Berlin’e döndü. Burada tutuculara karşı empresyonist ve post-empresyonist ( izlenimci ve izlenimci sonrası ) nitelikteki resimlerin müzelere alınmasını savunan Sezession hareketine katıldı. 1910’da bu topluluğun yönetim kurulu üyesi oldu. 1914 ordunun sıhhiye hizmetleri bölümüne girdi. Savaşın şiddetine açtığı maddi ve manevi yaraları yakında gözlemlemek olanağını buldu. 1915’te sürekli hastalığı yüzünden terhis edildi.Frankfurt’a yerleşerek iki yıl boyunca hastanede bakım görü. 1933’ten başlayarak gittikçe artan Nazi baskısı yüzünden 1937’de daha az göze batacağı umduğu Berlinê geçti. Ancak baskıların sürüp gitmesi nedeniyle aynı yıl Amsterdam’a oradan da New York’a kaçtı. New York’ta öldü.

Beckmann’ın resmi Weimar’daki eğitim dönemi ve hemen sonrasından, Rönesans figürlerini abartılmış bir gösterişle işleyen Hans von Maraes’in idealizminin etkisi altındadır. Aynı zamanda dramatik ve felsefi konuları anıtsal bir görkemlilikle ele alan Pierodella Francesca ve Luca Signorelli’nin yalın biçimciliği ve kaba gerçekçiliğinden de etkilenmiştir.. 1906-1914 arasında kendi duyguları ve felsefi ilgi alanlarını da yansıtmakla birlikte, daha çok —- L.Corinth dışavurumculuğundan (ekspresyonizm) kaynaklanan bir anlayışla — dinsel ve yazınsal konuları işlemiştir

I.dünya Savaşı sırasında yaşadığı kötü deneyimlerin etkileri Beckmann’ın üslubunun değişmesine yol açmıştır.Renkler daha kuvvetli ve parlak, biçimleri ise daha köşeli bir nitelik kazanmıştır. Figürleri belli bireyleri temsil eden biçimler olmaktan çıkararak sanatçının düşüncelerinin ve daha çok da duygularının anlatım aracı haline gelmiştir. Bu resimlerinde yakınlaştırılmış bakış açısından ele aldığı ve dikey yönde düzenlediği bir mekan içinde sıkışıp kalmış figürleri gerilimli, rahatsız edici bir hava uyandırmaktadır. Görüntü olarak işkenceleri, tehdit eden ve edilenleri, acı çekenleri betimleyen Gece, Aile Resmi, düş gibi yapıtları gerçekte savaş sonrası insanının umutsuzluluğunu yansıtmaktadır.

1923-1933 arasında Beckmann kendi portrelerini yapmıştır. Bunlarda geçmişe oranla daha yumuşak ve iyimser bir bakış açısı geliştirdiği görülür. Ancak 1930’ların başında üslubu ikinci kes büyük bir değişim geçirmiş yapıtları özellikle Amerika’ya göçtükten sonra iyice arınmış,yalınlaşmıştır. Bu değişim 1930’ların başında yaptığı Ayrılış adlı yapıtından sonra sürekli Renkleri daha gelişi güzel ve uyum dışı bir görünüşe bürünürken, biçimleri de daha dolu ve yapısal bir boyut kazanmıştır. Beckmann çeşitli açılar içinde kırılan, Gotik kökenli bir mekan anlayışı ile anıtsal olmaya yönelik bir biçimselliğin uyum içinde birleştirdiği ,Kral, Körebe, aktörler ve akrobatlar gibi yapıtlarında, resim değerlerini göz ardı etmeden, yazısal bir anlatımla dolu bireysel simgeler bir dünya yaratmayı başardı. Ama mekan biçimi feda etmediği gibi simgesel ve entektüel bir anlatım içinde de boğulmamıştır. Sanatla insancıl duygu arasında bir bağ kurmayı amaçlamış, çağdaş toplumun kötülüklerine ve akındışı eylemlerine karşı güçlü bir biçimde direnmiş, düşünsel, hatta duygusal bir tepki göstermekten çekinmemiştir.

BECKMANN

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir