Akdeniz bölgesinin akarsu ve gölleri nedir


Akdeniz bölgesinin akarsu ve gölleri nedir
SPONSORLU BAĞLANTILAR

Akdeniz bölgesinin akarsu ve gölleri
Bölgedeki akarsular düzensiz rejime sahiptirler. Akarsu rejiminin düzensiz olmasında çeşitli faktörlerin etkisi vardır. Bunlar:

Bölgede etkili olan Akdeniz ikliminde yağışların çoğu kış aylarında görülür. Yaz ayları ise çok sıcak ve kurak geçer. Bunun sonucu olarak akarsular kışın kabarır, yazın ise kuruyacak seviyeye gelir.

Bölgede karstik yeryüzü şekillerinin geniş yer tuttuğu görülür. Bunun sonucu olarak, yağışlı mevsimlerde suyun bir kısmı yer altına sızarak akarsuların fazla kabarmasını önler. Yazın ise yeraltı suyunun akarsuya karışarak su seviyesinin alçalmasını az da olsa engellediği görülür.

Bölgenin en önemli akarsuları, Asi, Seyhan, Ceyhan, Göksu, Manavgat, Aksu ve Dalaman çayıdır.

Bölge göl bakımından zengindir. Batısında tektonik ve karstik etkenlerle oluşan göllerin yer aldığı Göller Yöresi bulunmaktadır. Beyşehir, Eğirdir, Burdur, Acıgöl, Suğla, Söğüt, Salda, Elmalı ve Kovada gölleri bulunur.

Eğirdir Gölü tatlı su gölüdür. Bunun nedeni fazla sularını yer altından Aksu’ya ve dolayısıyla Akdeniz’e boşaltmasıdır. Bu göllerden Suğla Gölü, zaman zaman kuruyacak derecede su kaybına uğrar.

Doğuda Hatay yöresindeki Amik Gölü de, Asi nehrinin taşkınlarının bataklık şeklinde olduğu bir göldür. Bu alan akarsuların getirdiği alüvyonlarla büyük ölçüde dolmuştur.
Beyşehir Gölü
Göl çevresi 20.02.1993 tarihi itibariyle Milli Park Statüsü’ne alınmış olup, milli park alanı 88750 hektardır.

Antalya Körfezine 100 – 140 km mesafededir. Göl sularını 115 ile 1125 kodları arasında depolar. Azami kodlarda göl sathı 800 km2 ‘ye ve depoladığı su 6 milyon m3′e ulaşır. Gölün denizden yüksekliği 1116 m’dir. Eni 10-25 km, kuzeybatı ve güneydoğu doğrultusunda 42 km boyutlarındadır. Suyu tatlı olup tabii göl vasfı taşır. Yeraltından Manavgat Çayı ile Akdeniz’e ulaşır. Toroslardan akan yağmur suları ve akarsulardan ziyade gelirinin büyük çoğunluğunu yer altı kaynakları oluşturmaktadır. Beyşehir gölü kapladığı alan bakımından Türkiye’nin 3. ayrıca en büyük tatlı su gölüdür. Su seviyesine göre (1121 – 1125 m) 615 ila 745 km2 ‘lik bir alanı kaplar. Oluşumu bakımından tektonik meşeyli, karstik bir göldür. Uzaydan çekilen fotoğraflardan da bariz olarak görüldüğü gibi kuzey güney yönünde faylanma gölün oluşumunda birinci dereceden etken olmuştur. Mada Adası’ndan başlayan ve Manavgat-Köprüçay havzaları arasından inen Kepez Fayı’nın bu iki havzaya da su kaçırdığı Mada adasındaki düdenlerde yapılan boya den eyiyle ispatlanmıştır. Gölün kuzeyindeki Hamat Burnu düdeni’yle Küre Düdeni ve hacı Akif Adası civarındaki düdenlerden kaçan sular oldukça ilgi çekicidir. Beyşehir gölü taban topoğrafik etüdü yapılmıştır. Şimdiye kadar tesbit edilen en yüksek su seviyesin de 1125 kodunda gölün hacmi 5,8 milyar m3 ve 1121 kodunda ise 2,9 milyar m3 olmuştur.

Güneşin batışı sırasında göl ve Anamas Dağı’nın birlikteliği sayesinde mükemmel bir manzara ortaya çıkar. Öyle ki Beyşehir Gölü üzerindeki güneş batarken oluşan gurup dünyaca ünlüdür.
Eğirdir Gölü
Göller bölgesinde, Isparta ili sınırları, Eğirdir ilçesi içinde yer alır.

Beyşehir Gölü’nden sonda Türkiye’nin ikinci büyük tatlı su gölüdür. Su rengi turkuvazdır. Jeolojik olarak tektonik bir göldür. Ancak, göl çanağının biçimlenmesinde karstik olaylar da etkili olmuştur.

Kuzey-güney doğrultusunda uzanan Göl’ün Keltepe burnu ile Belbel Çiftliği arasında kalan orta kısmı çok dardır. Göl’ün kuzeyde kalan bölümü Hoyran, Gölü güneyde kalan bölümü ise Eğirdir Gölü olarak isimlendirilmektedir.

Göl derinliği yıllara ve mevsimlere göre değişmekle birlikte, ortalama derinlik 7 ile 12 metredir. En derin yeri Barla kasabası önlerinde 15 m.’yi bulmaktadır.

1938-1991 rasat periyodunda; en düşük su seviyesi Aralık 1975’te 915.33 metre olarak tespit edilmiştir. Bu seviyedeki göl alanı 45.300 hektar ve su hacmi ise 2.74 milyar m3 hesaplanmıştır. En yüksek su seviyesi Mayıs 1969’da tespit edilmiş, buna göre su kotu 919.11 metre, göl alanı 48.150 hektar ve su hacmi ise 4.44 milyar m3 olarak gerçekleşmiştir.

Gölün beslenimi; göl alanına düşen yağıştan, drenaj alanı yüzeysel akışından v yer altı suyu akışından (kaynaklar dahil) olmaktadır. Boşalımı ise; güney ucundaki gölayağı, buharlaşma, düdenler ve suni boşalım (sulama, enerji üretimi ve içme-kullanma suyu temini) yoluyla olmaktadır. Gölü besleyen en önemli akarsular Uluborlu yönünden gelen Popa çayı, Hoyran Ovasından inen Değirmen çayı ve Yalvaç’tan gelen Akçay’dır. Yazın geçtikleri yerlerde sulamada kullanıldığı için, bu çayların suları yaz mevsiminde göle ulaşmaz.

Ekolojik karakteri itibariyle Beyşehir Gölüne benzemektedir. Gölün derin kısımları orta gıdalı, sığ kısımları ise bol gıdalı özelliktedir.

Göl, su ürünleri yönünden zengin bir yapıya sahiptir. Ancak, 1960 yılından önce gölde 11 balık türü bulunmakta iken, göle uzun levrek (sudak) aşılanmış, yırtıcı bir tür olan uzun levrek göldeki diğer balık türlerini bitirmiştir. Sadece çok az sayıda sazan balığı Hoyran kesimindeki sığ bölgelerde varlığını sürdürmeye çalışmaktadır. Gölde çok zengin olan tatlısu istakozu da hastalık nedeniyle tamamen tükenmiştir.

Göl, doğudaki Gelendost kıyıları ile kuzeybatıdaki Gençali ve kuzeydeki Hoyran Ovasının kıyı düzlükleri dışında genellikle dik yamaçlarla inen dağlarla çevrilidir. Bu nedenle güneyde yer alan Eğridir Gölü’nün daha derin kıyılarının dik ve sazlık alanlarının az olması sebebiyle su kuşları için elverişsizdir. Daha sığ olan Hoyran Gölündeki geniş sazlık alanlar, su kuşları için kuluçka ve beslenme ortamı oluşturmakta, kuzeyden gelen kuşlar için önemli bir uğrak alanı olmaktadır. Küçük karabatak, alaca balıkçıl, küçük balıkçıl, bıyıklı sumru, Hoyran Gölünde kuluçkaya yatan önemli türlerdir. Gölün sonbahar ve kış aylarındaki ortalama kuş populasyonu 30.000 civarındadır.
Acıgöl
Acıgöl Afyon ilinin en güney ucunda yer almaktadır. Göl Denizli ve Afyonkarahisar illeri sınırları içerisinde müşterek kalmaktadır.

Acıgöl, göller bölgesinde yüzölçümü 154 km² olan birkaç metre derinlikten uzun yeri 25 eni 8 km denizden yüksekliği 836 m. olan bir göldür. Acıgöl’ün 80 km2 Dazkırı İlçesi, 40 km2 Başmakçı İlçesi olmak üzere 120 km2′ lik bölümü Afyonkarahisar İli, geri kalan 30 km2 ise Denizli İli sınırları içerisindedir.

Acıgöl Çevreden inen küçük akarsularla beslenir. Az yağışlı bir çevrede bulunan bu gölün ayağı ve dışarıya akışı yoktur. Bu nedenle suyu tuzludur. Acıgöl Büyük Menderes çöküntü hendeğine bir bölümündeki çanakta oluşmuştur. Gölde yaz ve kış arasında önemli seviye değişikliği olur.

Acıgöl, Maymun ve Söğüt Dağları ile çevrili sığ ve tektonik bir göl olup, dağlardan gelen kaynak suları ve Başmakçı’dan göle karışan Kocaçay ile beslenmektedir. Acıgöl’ün güneybatı kısmı tuzcul step karakterinde olup Başmakçı tarafında ise tarım arazileri bulunmaktadır ve bu alan Tuz Gölü havzasında yetişen nadir tuzcul bitkilerin en batı yayılış alanıdır. Yüksek oranlı sodyum sülfat oranıyla Tuz Gölü’nden sonra Türkiye’nin en tuzlu gölüdür.

Acıgöl’ün Önemli Kuş Alanı (ÖKA) olmasını sağlayan türlerin başında; angıt, flamingo, kılıçgaga, akça cılıbıt, mahmuzlu kız kuşu ve gülen sumru gibi kuş türleri gelmektedir.

Göl alanının şu an herhangi bir koruma statüsü olmayıp 2003, 2004 ve 2005 yıllarında Av Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilmiştir.

Gölde eski tarihlerde yapılan gözlemlerde 203 kuş türü bulunduğu belirtilmekle birlikte bu konuda net bir sonuca henüz ulaşılamamıştır. 2001 yılından beri yapılan gözlemlerde gölde 119 kuş türü tespit edilmiş olup bu gözlemlere devam edilmektedir.

Acıgölün Özellikleri
Acıgöl, Maymun ve Söğüt Dağları ile çevrili sığ ve tektonik bir göl olup, dağlardan gelen kaynak suları ve Başmakçı’dan göle karışan Kocaçay ile beslenmektedir. Acıgöl’ün güneybatı kısmı tuzcul step karakterinde olup Başmakçı tarafında ise tarım arazileri bulunmaktadır ve bu alan Tuz Gölü havzasında yetişen nadir tuzcul bitkilerin en batı yayılış alanıdır. Yüksek oranlı sodyum sülfat oranıyla Tuz Gölü’nden sonra Türkiye’nin en tuzlu gölüdür.

Toplam yüzölçümü 150 km2 olan Acıgöl’ün 80 km2 Dazkırı İlçesi, 40 km2 Başmakçı İlçesi olmak üzere 120 km2′lik bölümü Afyonkarahisar İli, geri kalan 30 km2 ise Denizli İli sınırları içerisindedir.

Acıgöl’ün Önemli Kuş Alanı (ÖKA) olmasını sağlayan türlerin başında;angıt, flamingo, kılıçgaga, akça cılıbıt, mahmuzlu kız kuşu ve gülen sumru gibi kuş türleri gelmektedir.
Göl alanının şu an herhangi bir koruma statüsü olmayıp 2003, 2004 ve 2005 yıllarında Av Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilmiştir. Acıgöl’de yaşayan ve konaklayan kuş türleri ülkemizin de taraf olduğu Uluslararası Sözleşmeler (Ramsar ve Bern) ile 4915 Sayılı Kara Avcılığı Kanunu gereğince koruma altında olan kuş türleridir. Acıgöl’ün Ramsar Sözleşmesi (Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme) listesine dahil edilmesi ile ilgili çalışmalar devam etmekte olup önümüzdeki yıllarda bu kapsama alınması beklenmektedir.

Gölde eski tarihlerde yapılan gözlemlerde 203 kuş türü bulunduğu belirtilmekle birlikte bu konuda net bir sonuca henüz ulaşılamamıştır. 2001 yılından beri yapılan gözlemlerde gölde 119 kuş türü tespit edilmiş olup bu gözlemlere devam edilmektedir.
Suğla Gölü
Suğla Gölü (sularla iyice örtüldüğü zaman yüzölçümü 165 km² yaz sonlarında 30 km² bazı yıllarda 10 km² bazı yıllarda da kuruyacak hale gelir derinliği birkaç m. kadardır. Yüksekliği 1040 m.). Bozkır-Seydişehir-Beyşehir çöküntü teknesinin güney bölümündeki yayvan bir çanakta oluşmuştur. Güneydeki göl girintisinde bulunan birçok su yutan deliklerden (düdenlerden) göl sularının bir kısmı dibe dalar. Suğla gölü Konya ovasını sulamak için bir rezervuar görevi yapmıştır. Burada doğal bir göl durumu bulmak güçtür. Çok verimli topraklardır.
Burdur Gölü
Türkiye’nin yedinci büyük gölü. Söğüt dağları ile Suludere-Yayladağ yükseklikleri arasında uzanan çöküntü havzasını işgâl eden bir göldür. Oluk şeklinde bir biçimi olan Burdur Gölünün yüzölçümü 200 km2dir. Uzunluğu 34 km ve en geniş yeri ise 9 km’dir. Deniz seviyesinden yüksekliği 854 m, en derin yeri kapı geçidi önlerinde 110 metredir.

Burdur Gölünün suyu tuzludur. Fakat tuzluluk nisbeti fazla değildir (binde 24). Teşekkül târihi oldukça eskidir. Bir kapılı havza gölü olduğundan zamanla tuz birikimi olmuştur. Bilhassa klorür nisbetinin fazlalığı gölün eskiliğini gösterir. Gölde en fazla bulunan tuz sodyum sülfattır. Bu yüzden balık yaşamaz. Gölün seviyesi kış sonunda ve ilkbahar başında yükselmekte, yaz esnâsında alçalmaktadır. Bu iki devre arasında seviye farkı bâzı seneler bir metreyi bulmaktadır.
Söğüt Gölü
Türkiye’nin yedinci büyük gölü. Söğüt dağları ile Suludere-Yayladağ yükseklikleri arasında uzanan çöküntü havzasını işgâl eden bir göldür. Oluk şeklinde bir biçimi olan Burdur Gölünün yüzölçümü 200 km2dir. Uzunluğu 34 km ve en geniş yeri ise 9 km’dir. Deniz seviyesinde yüksekliği 854 m, en derin yeri kapı geçidi önlerinde 110 metredir.

Burdur Gölünün suyu tuzludur. Fakat tuzluluk nisbeti fazla değildir (binde 24). Teşekkül târihi oldukça eskidir. Bir kapılı havza gölü olduğundan zamanla tuz birikimi olmuştur. Bilhassa klorür nisbetinin fazlalığı gölün eskiliğini gösterir. Gölde en fazla bulunan tuz sodyum sülfattır. Bu yüzden balık yaşamaz. Gölün seviyesi kış sonunda ve ilkbahar başında yükselmekte, yaz esnâsında alçalmaktadır. Bu iki devre arasında seviye farkı bâzı seneler bir metreyi bulmaktadır.
Salda Gölü
İl merkezine 60 km. mesafede, Yeşilova ilçesinde bulunan Salda Gölü, 47 km² ’lik yüzölçümü ve tatlı suyuyla her türlü su sporuna elverişlidir. Gölün çevresindeki dağlar, sık çam ağaçları ile örtülü olmasına da bağlı olarak, Salda Gölü’nün suyu oldukça temizdir. Göl kıyısının bazı bölümlerinde, yüzenlere tehlike oluşturabilecek çamurlu alanlar ve ani derinleşmeler vardır.

Antalya-Pamukkale tur güzergahı üzerinde yer alan Salda Gölü’nün, denizden yüksekliği 1193 metredir. Gölün güney cephesinde Sultan Pınar Suyu mevkisi, burayı bir mesire yeri haline getirmektedir. Göl 1989 yılında birinci derece sit alanı olarak tescil edilerek koruma altın alınmıştır.
Elmalı Gölü
Rakım : 1030 metre
Maksimum alan : 850 hektar (Doğal durumunda)
Bulunduğu il(ler) ve ilçe(ler): Antalya – Elmalı
1970’li yıllarda tamamen tarım arazisi elde etmek amacıyla kurutulmuştur.

Ancak aradan daha 20 yıl geçmeden, su rejiminin bozulması, iklimin sertleşmesi, çölleşme ve tarımsal verimin düşmesi gibi o kadar büyük sorunlar yaşanmıştır ki çevredeki 37 köyün muhtarı (toprak dağıtılan köylerin tamamı dahildir) ve belediye başkanı 3000’e yakın yöre insanının da imzasıyla Avlan Gölü’nün yeniden oluşturması için Çevre Bakanlığı’na başvurmuşlardır. 2001 yılında tahliye kapakları kapatılmış ve gölde yeniden su tutulmaya başlanmıştır.

Avlan Gölü, toprak dağıtılan köylüler de dahil yöre insanının talepleri doğrultusunda yeniden oluşturulmasına karar verilen ilk sulakalandır.

Günümüzden 12.000 yıl önce, buzul çaığının 2000 yıl kadar sonrasındaki bir zamanda Elmalı Yaylası’nda step bitkilerinin egemenliği vardır. 9000-7000 arasında doğa yine yemyeşil bir dokuyla kaplıydı ve iğne yapraklı çam ormanları ile sedir ormanları o günlerde de yaygındı. Ancak İ.Ö. 5. binyılda azalan ağaçların yerine bitki polenleri çoğalmaya; orman ve çayır alanların oransal değişimi yaşanmaya başladığında, bölge kuraklığın sinyallerini veriyordu. Doğanın bir anlamda insanlardan aldığı intikam yıllarca Elmalı’da kuraklığın yaşanmasına neden oldu. Ancak aradan geçen zaman ve yapılan çalışmalar, yörenin kuraklığını giderek Avlan Gölü’nün yeniden canlandırılmasını sağladı. Bugünlere bakıldığında da Elmalı, gerek doğal dokusu gerekse kültürel zenginlikleriyle bölge coğrafyasında turizmin hareketlenmeye başladığı yerleşim yerlerinden biridir.

Özellikle Toros dağlarını yeşile bulayan anıt ağaçları ve Sedir Ormanları, değeri anlaşılmış ve koruma altına alınmış Elmalı Hazineleridir. Öyle ki yörenin Çığkuş mevkii’nde yarı ölü ardıç ağaçlarının birçoğu anıt ağaç niteliğindedir ve 2200 metre yükseklikten 2000 yıldır dünyayı selamlamaktadır. Öte yandan Batı Toroslar’da bulunan Çığlıkara Mevkii’nde de anıt ağaçlar yer almakta ve bunlar; aslan ardıç, koca katran ve koç sedir olarak adlandırılmaktadır. Buradaki ağaçların “sedir” ağırlıklı olması ve bu türün dünyada çok az bir bölgede bulunduğu göz önünde bulundurulması, Elmalı yöresinin bu konudaki önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Kovada Gölü
Akdeniz Bölgesinin güller bölgesinde yer alan Milli Parka, Isparta-Eğirdir-Konya devlet karayolundan ayrılıp güneye dönen 23 km.lik bir yol ile ulaşılmaktadır.

Özelliği: Kovada Gölünün meydana gelişi, Batı Toroslarda görülen karstik göllere benzer.Havzaya düşen yağmur sularının fiziksel ve kimyasal aşınmasına eklenen tektonik yer hareketleriyle şekillenen göl, karstik bir polyedir. Eğirdir Gölünün güneye doğru uzantısı olan Kovada Gölü, sonradan aradaki dar vadinin alüvyonlarla dolması sonunda bugünkü şeklini almıştır.

Tatlısu levreği(sudak), tatlısu istakozu ve sazandan meydana gelen göl faunası sayı olarak oldukça iyi durumdadır. Kızılçam, meşe, çınar ağaçlarından meydana gelen bitki örtüsü ve parkın tabii güzellikleri Milli Parkın ana kaynak değeri olan açıkhava dinlenme kullanma potansiyeline katkıda bulunmaktadır. Sahanın meydana gelişini hazırlayan karst morfolojisi, bakir doğanın araştırılması, yürüyüş, manzara seyretme, tırmanma ve primativ kampçılık imkanı sağlamaktadır.

14 Nisan 2013 Saat : 2:08

Akdeniz bölgesinin akarsu ve gölleri nedir Yazısı için Yorum Yapabilirsiniz

 Son Yazılar FriendFeed

SPONSORLU BAĞLANTILAR

Ödev Ödev