AĞIT

AĞIT

Ağıt terimi bir törene bağlı olsun olmasın, acıklı bir olayı konu alan ve metni de bu olayı hatırlamaya, bütün yoğunluğuyla yaşamaya elverişli türkülerin bütünü adlandırılır.
“Bu gün için folklor özelliği olan ve genel kaynağını ilkel çağlarda yaşanmış dini tutkulardan almakla birlikte, toplumun hayat şeklini yönlendiren, emsali arasında farklı bir kişiliğe sahip olan fertlerin ölümü ile, onların hatırasını yaşayacak nitelikte ahenkli söz ve nağmenin birlikte şekillendirdiği şiire ağıt adı verilmektedir.”
“Ağıtlar, sızlayan kalplerin, dayanılmaz acıların, akan göz yaşlarının, yanık yüreklerin çare arayan feryadıdır. Yavrusunu yitiren ana, sevgilisine kavuşamayan aşık, yatağında inleyen hasta, sıla hasretiyle yanan garip, duygularını, ıstıraplarını ağıtlarla dile getirir.”
Ağıt, Divan edebiyatında mersiye olarak isimlendirilir. Genellikle beklenmeyen bir ölümle hayatını kaybeden kişilerin arkasından duyulan üzüntülerin bir bütün olarak ifade edilmesi, anonim edebiyatımızda ağıt türünü oluşturmuştur.
Ağıt denilince akla hemen ölümün gelmesine karşın savaş, deprem, yangın, sel, gibi doğal afetler üzerine çeşitli kaza ve hastalıklara, askere veya gurbete gönderilen akrabalara, kaybedilen eşyalara ve hayvanlara da ağıtların söylendiği bir gerçektir.
“Anadolu Türkçesinde ağıt, bozlak, Azerbaycan dilindeki ağıt eş anlamlı:ağla-bozla-fiillerini vermiş olan bir köke çıkar, yas kelimesi ise Arapça “kader” anlamına gelen “ye-s” den gelir.”
Sözlü gelenekte gerek töreni gerekse çağrılan metni ve onun ezgisini adlandırmak için özel deyimler vardır; ancak bu deyimlerde bir anlam kesinliği yoktur. Ağıt yerine kimi zaman acıklı türkü, deme, bozlak, gelin ağıtı, gelin yası, ölüm acısı gibi deyimlerde kullanılır.
Ağıt söyleme geleneği toplumumuzda oldukça yaygındır. Hatta bu konuda uzmanlaşmış, özel ağıt söyleyiciler dahi vardır. Bu kişiler acıklı olaya konu olan kişiyi tanımasalar bile çevreden edindikleri bilgilere dayanarak, klasikleşmiş ağıt ile olay hakkında oldukça duygu yüklü ağıtlar söyleyebilirler.
Ağıt yakmanın Türk toplumunda çok eski bir geçmişi vardır. Ağıtlarla yakın ilgisi bulunan eski Türklerin üç önemli töreni vardır. Bunlar, “sığır”, “şölen”, ve “yuğ” dur.
İslamiyetten önceki dönemde ünlü bir kişinin ölümünden sonra yapılan ve yuğ adı verilen dinsel yas törenlerinde “sagu” denen şiirler söylenirdi. Bu şiirlerde ölünün iyilikleri, yaşarken yaptığı işler anlatılırdı. Bugün elimizde ünlü yiğit Alp Er Tunga için söylenmiş bir sagudan parçalar vardır:
Alp Er Tunga öldü mü
İsiz ajun kaldı mu
Ödlek öçin aldı mu
Emdi yürek yırtılur
(Alp Er Tunga “Hakan Efrasiyab” öldü mü? Kahpe dünya ondan kurtuldu mu? Zaman ondan öcünü aldı mı? Şimdi onun mülkü üzerine-zamaneye kızarak-yürek parçalanır)
Bilge bükü yunçıdı
Ajun eti yençidi
Erdem eti tınçıdı
Yerge tegip sürtülür
(Bilginler, akıllı kişiler kötüleşti, dünya, zaman onların etini ısırdı;faziletin bile vücudu bozuldu, çürüdü, koktu.Bu yüzden de yere değip sürtülür.)

AĞITLARIN ÖZELLİKLERİ
Genellikle kadınlar tarafından söylenen ağıtlarda, ölen kişilerin yaptığı işler, iyi yönleri, güzel tarafları anlatılır. Ağıtta hiçbir zaman ölen kişiyi küçük düşürecek veya onu yerecek sözler kullanılmamıştır. Bazı ağıtlarda ise, kişi ölmemiş gibi düşünülerek, yaptığı işlerden, giyinişinden, atından … bahsedilir.

ÖRNEK:
Aman başım çevriliyor
Yol nereden ayrılıyor
Ağ selverim ata binmiş
Mat beliği savrılıyor
Bir ağıdın söylenebilmesi için aşağıdaki şartların bir arada ve bir bütün olarak bulunması gerekir:
1-Ölümün trajik bir olay içerisinde meydana gelmesi
2-Ölen kişinin (kadın veya erkek) mutlaka bazı özelliklere sahip olması:
a) Çevrenin ve akranlarının sevgi ve takdirini kazanması
b) Seçkin bir kişiliğe sahip olmalı

AĞITLARIN SÖYLEYİCİLERİ
Ağıtların söyleyicileri farklılık gösterir. Bazı ağıtları ölen kişinin akrabaları (eşi, çocukları, anne.)
AĞIT ÖRNEKLERİ
(Yoksul bir çoban olan ozan bu ağıtı ölen karısı için söylemiştir.)
Yurt yuva kıldığın tenli mereği
Düzüp kotardığın tepir eleği
Şu kavdan yaptığın tecir tereği
Divan-ı Bari’ye yadigar götür
Yetim gömleğini diken iğneyi
Her gün yal verdiğin topal ineği
Ayran topladığın şu ak küleği
Mahşer yığnağına sakla sar götür

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir